Daha dün kalp atışlarını ne zaman duyacağız derken, bizim Pambık 29. haftayı bitirmiş bile. Zaman iyisiyle kötüsüyle geçiyor ve çok şükür ki ilk haftadan itibaren bize hep iyi yüzünü gösterdi. 28. Hafta itibariye 2. trimester yani ikinci üç aylık dönem bitti, artık son viraja girmiş oldum. Söylenenlere göre ilk 3 ay bulantılar ve hamileliğe alışma süreci nedeniyle oldukça zorlarmış, ikinci 3 ay rahatlama dönemi olurmuş, son 3 ay ise bebeğin büyümesi ile ağırlaşan vücuttan dolayı en zorlu dönem olurmuş. Ben çok şükür ki 6 ayı neredeyse sorunsuz atlattım, inşallah bu son trimesterda yüzüme güler.
Kurban Bayramı tatilinde de leyleği havada gördük. Artık doğuma kadar planlarımızda bir uçuş bulunmuyor. Bayramı aynı Ramazan Bayramı gibi İstanbul ve Çanakkale'de ailelerimizle doyasıya geçirdik. Bol bol balık ve et yedim. Özlediğim, bulamadığım lezzetleri fırsat varken vücuduma stokladım :) Bunun yanında sabah 8, akşam 6 işe git gel, eve gelince dinlenme moduna geç, rutinine alışan vücudum da harekete geçti. Bol bol yürüyüşler yaptım. (Ehem ehemm tabi yürüyüşlerde elimden eksik etmediğim 3 top külahta dondurmayı kimseye söylemeyin). Sanırım bu nedenledir ki, 27. Haftaya kadar nerelerde diye aranan göbek birden pörtledi, ama ne pörtleme :) Türkiye'ye gidiş düz göbek, Kıbrıs'a dönüş 8 aylık hamile :)
Meğersem bebiş de bu dönemde büyüme hızını arttırmış. son kontrolümüzde 760 gram olan pambık yüzlüm, 1250 gram olmuş bile. 26 Eylül 2016 Çarşamba günü bayram dönüşü ilk kontrolümüze gittik. Her şey yolundaydı çok şükür, su yeterliydi, bebek haftasıyla uyumluydu, benim kan değerlerim normaldi. Kuzucuğun keyfi de yerindeydi. 2 hafta sonraya görüşmek üzere sözleştik.
26.-29. Haftalarda Ben
Göbeğin çıkmasıyla birlikte yatma-kalkma-sağa sola dönme daha zor oluyormuş. Arkadaşlarımdan duyduğum 9.ay top gibi yuvarlanıyorsun sözüne yakınlamaya başladım sanırım. Göbeğimin büyümesiyle hafif ve tatlı kaşınmalar da başladı. Çatlama riski yüksek olan, yumoş bir tenim var. O nedenledir ki 3. aydan itibaren her gün cildimi çeşitli yağlarla ve kremlerle nemlendirmeye çalışıyordum. Göbeğin büyümesiyle, artık yağlı güreşe doymayan pehlivan gibi dolaşmaya başladım :) Biliyorum, doktorumun da dediği gibi, cildim çatlamaya müsaitse, ne yaparsam yapayım bu gerçekle yüzleşeceğim. Ama en azından bunu azaltabilmek için, bol bol su içiyorum, dıştan da cildimi nemlendirmeye çalışıyorum. Bakalım sonuç ne olacak?
26.-29. Haftalarda Pambık
![]() |
Yok artık, bu kadar da değil :) |
Söz konusu hem kendi sağlığınız, hem de bebeğin sağlığı olunca, insan doktoruna koşulsuz güvenmek istiyor. Ancak gözlemlediğime göre de, bazı doktorlar bu güveni suistimal edebiliyor. Hele hele haftanız ilerlediyse, özel hastanede takibiniz yapılıyorsa, nasıl olsa bu haftadan sonra eli mahkum başka doktora gidemez düşüncesiyle size gereksiz tetkikler uygulayabiliyorlar. Sırf maddi açıdan daha fazla kazanabilmek için.
Bu güne kadar doktorumun bana gereksiz test isteği olmadı hatta yapabileceğini düşündüklerimi dahi gebelik değerlerimin iyi olmasından dolayı yaptırmadığı oldu. Ancak 26. haftada içime şüphe düşüren bir olay gerçekleşti. Detaylı ultrasondan sonraki muayenemde, doktorum, bebeğin kalp odacıklarını net olarak göremediğini söyledi. Detaylı usg de bir sorun görünmemesine rağmen, "emin olalım, çok iyi bir çocuk kardiyoloğu olan arkadaşım geliyor Türkiye'den, ona muayene olun" dedi. Böyle durumlarda insan vicdan yapıyor, ya varsa diye şüpheye düşüyor. Randevumuzu aldık, aynı hastanede karından ekg mizi yaptırdık. 5 dakikalık bir kontrolle işimiz bitti. Çocuk kardiyoloğu endişe edilecek hiçbir şey olmadığını, herşeyin yolunda olduğunu söyledi. Fatura olarak da hayli kabarık bir ücret ödedik. Bir sonraki randevuda ise kendi doktorum, şüphe ettiği kalp odacıklarını geçen hafta görememiştim, bu hafta görebiliyorum dedi. Yani arada sadece 2 hafta fark vardı. Söz konusu sağlık olunca, hele hele bebek olunca elbette para insanın umurunda olmuyor ama bu gerçekleşen olay, sırf arkadaşına hasta kazandırmak için ya da hastaneye para kazandırmak için mi gereksiz yönlendirildim hissine kapılmama neden oldu.
Aslında umurumda olan asıl durum, böyle bir olayın doğum seçeneğinde de karşıma çıkıp çıkmaması. Herhangi bir olumsuz, acil müdahale gerektirecek durum olmazsa, gönlümden geçen en doğal haliyle normal doğum yapmak. Son anda doktorum sezaryene yönlendirirse, ben maddi açıdan mı bu yönlendirmeyi yaptı, yoksa gerçekten gerekli miydi ikileminde mi kalacağım? Sanırım sinek de ufak ama mide bulandırır durumu bu olsa gerek. Belki normalde bu kadar kafamı takmayacağım bir olay, hamilelik nedeniyle bu kadar hassas düşünmeme neden oluyor. Belki de her ince ayrıntıyı hesap eden ben, ihtimalleri gözardı edemiyorum. Kafamda deli sorular...
Bu bayram bebişe yaradı, İstanbul'a gitmişken bol bol bebek alışverişi yaptık. Mahmutpaşa'da gezdik, Şark Hanı, Kürkçü Hanı ve meşhur Havuzlu Hanı dolaştık. Bebek arabamızı aldık, beşiğimizi seçtik. Anneanne ve babaannemizde sağolsunlar. Neredeyse tüm ihtiyaçları onların da katkılarıyla tamamlamış olduk. Hatta bebek şekerlerini bile hazırladık. Gelirken eşimle 2 kişi 40 kilo sınırı yetecek mi diye düşünürken, kontuardaki görevli, kilomuz bebek arabasından dolayı hayli aşmasına rağmen ek ücret talep etmedi, yardımcı oldu. Daha ne isteyelim. Bebek gerçekten kısmetiyle geliyormuş, söz konusu bebek olunca hiç tanımadığınız insanlar dahi yardımcı olabiliyormuş.
Sevgiler.