17 Ocak 2017 Salı

İstanbul Hanımefendisi'nin Doğum Hikayesi



Kısaca; bir bebeğin anne karnındaki ortalama süresi 9 ay 10 gün... Çoğu bebek bu süreyi beklemeden dünyaya geliyor, bizim pambık ise ne yaptı biliyor musunuz? Cevabı doğum hikayesinde :)

Hamileliğimi öğrendiğim andan beri şükürler olsun ki, bebeğim beni hiç üzmedi. Ne bir bulantı yaşadım, ne ağır işlerden sakınmamı ve yatmamı gerektirecek bir durum, ne düşük tehlikesi ne başka bir şey. O aşerme duygusu dahil bizim eve hiç uğramadı. Şükürler olsun oldukça rahat ve problemsiz bir hamilelik geçirdim. Toplamda 16 kilogram aldım. Bununla beraber Sigortalar'ın bana verdiği son süreye kadar da çalışmaya devam ettim. Eğer izin verselerdi, son güne kadar da çalışabilirdim, o kadar rahattım yani. Son iki hafta evde incik boncuk kurabiye süslemeyle geçti, bir hafta sonra da annelerimiz İstanbul'dan geldi. Onların gelmesiyle zaman geçmez oldu sanki. Elbette bebek istediği zaman gelecekti, bunu biz belirleyemezdik.

13 Aralık 2016 Salı günü, tam 40 hafta yani 9 ay 10 günün dolduğu beklenen doğum tarihiydi. NST de sancı yoktu, bebeğin kalp atışları ve suyu normaldi. Bebeğin kilosu 3400 gramdı.  Daha önce oblik duruş olan bebeğim duruşunu düzelmişti ama hala kanala girmemişti. Böyle olunca doktorum normal doğum için beklemeye devam edebileceğimizi söyledi. Bebeğin kendi istediği zamanda dünyaya gelebilmesi benim de en çok arzu ettiğim şeydi, beklemeye karar verdik. 16 Aralık'a randevumuzu aldık.

16 Aralık 2016 Cuma günü, doktorumuz yine herşeyin yolunda olduğunu, 3 gün daha bekleyebileceğimizi, ama bu 3 günün sonunda yani 9 ay 18 gün dolduktan sonra daha fazla beklemenin risk arz ettiğini, 42. haftaya giren bebeğin kakasını yapması vb. gibi risklerinin artması nedeniyle, suni sancı ile doğumu başlatmamız gerektiğini söyledi. Kafamızda deli sorular ile evimize döndük. Bebeğim neden gelmiyordu? Neden doğum kanalına girmiyordu? Neden hala bende en ufak doğum belirtisi yoktu?

Uzun bir süredir hamile pilatesine gidiyordum. Doğumu tetikleyecek ve kolaylaştıracak hareketleri uyguluyordum. Her gün 3-4 km yürüyordum. Hurma, tarçın çayı vb tüketiyordum. Meme uçlarını masajla uyarıyordum. Okuduğum duyduğum her şeyi yapıyordum. O hafta sonu da bunları yapmakla ve acaba doğumu başlatabilir miyimlerle geçti.

19 Aralık 2016 Pazartesi günü bebek 41. haftayı bitirmişken, sabah erken saatte hastaneye gittik. Annelerimiz, eşim ve ben... Artık her an her şey olabileceği için hastane çantamız da yanımızdaydı. NST'ye bağlandım. Bebeğin kalp atışları normaldi, sancı yoktu. Ben de herhangi bir doğum belirtisi yoktu. USG'de bebeğin durumu iyi görünüyordu, 3500 gram civarında ölçüm veriyordu ama kanala hala girmemişti. O güne kadar normal doğum için sonuna kadar beni destekleyen doktorum, önümüzde iki seçenek olduğunu söyledi:

Sezaryenle bebeği almak.

Suni sancı ile doğumu başlatmak: Bebek kanala girmediği, rahimde açılma olmadığı için suni sancının başarı oranı maalesef ki düşükmüş. Saatlerce suni sancı çekip, açılma olmayıp, bebeğin kalp atışlarının düşme riski olabilirmiş. Bu durumda acil sezeryana alınmam söz konusu olabiliyormuş. Tüm bu risklere rağmen, normal doğumu çok istediğim için suni sancıyı deneyebileceğini söyledi.

10 ay boyunca beni takip eden doktoruma güvenim tamdı. Eğer sezaryen yapmak isteseydi, 42. haftaya kadar beni bekletmezdi bunu da biliyordum. O nedenle kendine samimiyetle sordum, suni sancı denemek istersem başlatabileceğini ama şartların normal doğum için çok parlak görünmemesi nedeniyle başarısız olma ihtimalinin çok yüksek olduğunu, bunu gönül rızasıyla yapmayacağını söyledi. Henüz 20 gün önce yeğenimin çok benzer bir nedenle suni sancısının başlatılması, ancak bebeğin strese girmesi nedeniyle acil sezaryene alınması olayını yaşadıktan sonra, bu riske girmeyip, sezaryen kararı aldık. Son ana kadar elimden geleni yapmış ve beklemiştim ama bebeğim demek ki bu şekilde gelmeyi düşünmüyordu.

Saat 12 gibi yatışım yapıldı. Spinal sezaryen yapılacaktı. Spinal ile ilgili bilgim vardı ama daha önce hiç ameliyat tecrübesi olmayan biri için ameliyatın her anına tanık olmak nasıl olacaktı bilmiyordum. Cahil cesaretiydi belki de benim ki.

Saat 13,00 da damar yolum açıldı, giydirildim ve ameliyathaneye alındım. Ameliyathanede başımda 3 anestezi uzmanı, 2 asistan, 2 çocuk doktoru, 1 kendi kadın doğum doktorum, 2 dikişleri yapacak uzman, 1 katedral iğnesini yapacak uzman anestezist vardı. Arada giren çıkanlar oldu. Ameliyathanede sadece ben vardım ve benim için bu kadar kişinin bulunması ilginç geldi aynı zamanda uzman bir ekiple birlikte olduğumu düşünerek rahatlamamı sağladı. Ameliyathane masasında sırtımı kambur yaparak hareket etmeden oturmamı istediler, önümdeki anestezist kıza sarıldım. Sırtıma hafif bir iğne girdiğini hissettim ama acıtmadı, sonra sanırım 2 kere daha yaptı onları hiç hissetmedim. Ayaklarımda ısınma ve uyuşma olduğunda haber vermemi istediler. Yaklaşık 30 sn sonra uyuşma oldu, yatırıldım. Üzerime örtüler örttüler, ameliyat yeri ile olan görüntüm kesildi. Baş ucumda iki tane çok şeker anestezist vardı, sürekli benimle muhabbet ediyorlar ve beni rahatlatmaya çalışıyorlardı. Arada tansiyonum ölçülüyor, farkında olmadan sakinleştirici yapılıyordu. Sonda taktılar, hissettin mi dediler, ben artık belden aşağı hiç birşeyi hissetmiyordum ama fazlasıyla kendimdeydim, öyle ki çekilen fotoğrafları atabilmek için telefon numaramı istediler, verdim. Yaklaşık 10 dk sonra saat 13,25'te bebeğin başını gördük şimdi alıyoruz dediler. Birden bebeğimin ağlama sesini duydum, inanılmaz bir andı. Tertemiz çıkmış, hemen yanıma getirip gösterdiler, dokundum, konuştum. Sonra da çocuk doktorları ilk kontrollerini yapmak için yan masaya aldılar. Bebeğin doğmasıyla beraber doktorum, benim ricamı gerçekleştirdi, göbeğini keserken babamın adıyla 'Mehmet' ile kesti. Bebeğimin göbek adı dedesinin adı olmuştu.  Doktorumun bana  ilk dediği 'iyi ki suni sancıyı denememişiz bu bebek beklediğimizden büyük doğdu annesi' oldu. Sonrasında kadın doğum doktorum ameliyathaneden çıktı, dikişlere başladılar. O esnada bebeğim de yukarıya anneanne ve babannesinin yanına, odamıza çıkartılmış, durumu çok iyiymiş.

Fazla değil 15 dakika sonra benim de işim bitmişti. Toplamda 45 dakika sürmüştü ameliyathaneye girişim ve çıkışım. Çıkışta eşim ameliyathanenin kapısında beni bekliyordu. O dakikalarda sözler susuyor, gözlerinizle konuşuyorsunuz, mutluluğunuzu paylaşıyorsunuz. Odaya çıkartıldım, bebeğim beyaz tenli, açık kumral, maviş gözlü tombik bir bebekti. 4040 gram, 53 cm. doğmuş tosunum. Yeni doğan diğer bebeklerin yanında abi gibi duruyordu oğlum. Eee içerde boşuna fazladan kalmamıştı, büyümüştü de gelmişti. Hatta biraz daha beklese emekleyerek doğacaktı yavrum :)

Hayat mucizelere gebe... Dilerim herkesin benim gibi güzel bir hamileliği olur ve benim kadar mutlu bir doğumu gerçekleşir. 

Hayatımıza Hoşgeldin Halil EFE'm...


18 Aralık 2016 Pazar

38.-39.-40. Haftalar - Miadında Bebek



Yok yok merak etmeyin, an itibariyle (18 Aralık 2016) hala doğmadı bizim bebiş. Gelmeye de niyeti yok gibi görünüyor. Doktor amcası ve biz inatla normal yollardan gelmesi için bekliyoruz, onun ise daha hiç bir belirtisi yok. Vakit saat gelmeyince hiçbir şey olmuyor demek ki...

38. Haftanın bitmesi itibariyle sonunda doğum iznine ayrıldım.  Evde biriken hazırlıklarımı birer birer tamamlamaya koyuldum. 38. haftadaki kontrolümüzde bebek 2700 gram çıktı. 39. haftada ise 2600 gram. Meğer sonlara yaklaştıkça ölçümlerde hata olabiliyormuş. Bunu 40. haftadaki kontrolumuzde 3500 gram çıkan bebeğimizden anladık :) Anlayacağınız bizim bebiş kısmetse 3500 gram civarında doğacak.

39. haftada çatı muayenesi yapıldı. Normal doğumu düşünen biri için, çatı muayenesi korkulacak birşey değilmiş. Ama insan tedirgin olmuyor da değil. Genelleme yapmak çok doğru değil ama bu muayenelerde erkek doktorlar gerçekten daha nazik oluyorlar. Kendi doktorumda hiçbir ağrı, acı hissetmezken, bir sonraki hafta 2. muayeneyi yapan deneyimli hemşire hanımın muayenesinden sonra zorlanınca daha iyi anladım.

Beklenen doğum tarihim 13.12.2016 idi. Yani 40. haftanın, 9 ay 10 günün tamamlandığı gün. O günkü kontrolümde, bebeğin iyi hali, NST de sancı çıkmaması, beslenmesinin ve amniyon sıvısının yeterli olması nedeniyle, doktorum 1 hafta daha beklemenin sakıncalı olmadığını söyledi. Yani 41. hafta dolana kadar, bebeğimin kendiliğinden gelmesini bekleyeceğiz. Bu tarihe  kadar gelmezse, oluşabilecek risklerden dolayı (bebeğin kaka yapması, plasenta yaşlanması vb.) doğumun başlatılması gerekirmiş. Yani 19.12.2016 tarihi bizim için önemli bir tarih. Büyük ihtimal son kontrolümüz ve belki de bebeğin doğacağı tarih. Bu tarih itibariyle doktorum değerlendirme yapacak ya suni sancı verecek ya da sezaryene alacak. Bebeğin son kontrol itibariyle hala kanala girmemiş olması, hatta bir önceki kontrolde hafif yan (oblik) duruyor olması, sezaryen ihtimalini kuvvetlendiriyor. Bu zamana kadar normal doğumu çok istedim, hazırlandım ve bu konuda bilinçlenmeye çalıştım. Ama bu kadar bekleyip de, olmuyorsa da hayırlısını dilemekten başka çözüm yok gibi duruyor. Önemli olan hem bebeğin, hem de annenin sağlıklı bir şekilde buluşması. Son birkaç gündür kendimi bu fikre alıştırmaya çalışıyorum.

Bir sonraki yazım çok büyük ihtimal, bebeğimizin doğumu olacak. Allah bana da, tüm bekleyenlere de sağlıklı doğumlar nasip etsin inşallah. Dualarınız da beni de eksik etmeyin olur mu?


Sevgiler.


28 Kasım 2016 Pazartesi

36. ve 37. Haftalar - Doğuma Hazırlık Eğitimi

                                  


Zaman hızla akıp geçiyor. Kim demişti son haftalar yavaş geçer diye? İşler çok, yapmaya vakit yok. Hala doğum iznine çıkmamış olmamın da etkisi vardır elbette ama sanki ben yapacaklarımı yetiştiremeden bebek doğacakmış gibi geliyor. Anneanne ve babaannemize biletlerini aldık. Kısmetse 7 Aralık'ta Kıbrıs'ta olacaklar. Buradan minik bebeğime çağrıdır: Aman kuzum zamanını bekle 7 Aralık'tan önce gelme :)

Artık her hafta kontrolüm oluyor. 15 Kasım 2016 günü 36+2'de Pambık 2600 gram olmuş, her şey yolunda.

22 Kasım 2016 günü 37+2 de ise ilk kez NST'ye bağlandım. NST yani non-stress test, bebeğin doğmadan önceki iyilik durumunu gösteriyor. Anne karnına iki adet kemer bağlanıyor, bir tanesi bebeğin kalp atışını ölçerken, diğeri kasılmaları ölçüyor. Elinize bir buton veriliyor, bebek hareket ettiğinde basmanız isteniyor. Yaklaşık 20 dakikalık ölçüm sonrasında, EKG kağıdına benzer bir kağıt veriyorlar ve onu doktora gösteriyoruz. Benim ilk NST'de herhangi bir sancı çıkmadı, bebeğin kalp atışları da normaldi. Yani bizim bebiş yerinde rahat maşallah :)

37+2'de yavrucuk 2800 gram olmuş. Doktorum kilo alımında her hafta gelişim olduğu için sorun olmadığını söyledi. Doğum için uygun pozisyonda durmaya devam ediyor. Şu an için her şey normal doğuma uygun görünüyor ancak 39. haftada yapılacak çatı muayenesinde daha da netlik kazanacak. Bu arada hamileliğimin başından  bu yana 14 kilo almışım. Son 2 haftayı 1 kilo ile tamamlayabilirsem, hedeflediğim 15 kilo ile kapanışı yapabileceğim :)

36.-37. Haftalarda Ben

Doğuma Hazırlık Eğitimi

En sondaki sarı göbüşlü ben :)

Bir süredir Hamile Pilatesi derslerine katılıyorum, çok da faydasını gördüm. Bel ağrılarım azaldı, geceleri kabus gibi olan kramplarım kesildi, nefes alışverişlerim düzene girdi. Önceden ayağımı kaldırıp koltuğun üzerine koyamazken, şimdi elastik hareketler dahi yapıyor oldum. En çok da, doğumda işime çok yarayacak olan ve o bölgeyi çalıştıracak hareketleri öğrenmem iyi oldu.

Bu hafta ise yine uzman hocamızın verdiği Doğuma Hazırlık ve Farkındalık Eğitimi'ne katıldım. Bu eğitimlerin bana kattığı en önemli şey, kendimi, yapabileceğime olan inancı kazandırmamdı. Etrafta duyduğumuz olumsuz onlarca doğum hikayesine rağmen, ne kadar bilgilenirseniz, süreci ne kadar iyi öğrenirseniz, o kadar bilinçleniyorsunuz. Bu anlamda alanında uzman birinden bu eğitimi almanın ne kadar önemli olduğunu anladım.

36.-37. Haftalarda Pambık

Geçtiğimiz haftalarda bebişin, kilosunun 2 hafta geriden gelmesi beni endişelendirmişti. Her gün düzenli ceviz, muz, süt tüketmeye çalıştım. Bununla birlikte bol bol badem sütü de içtim. Badem sütü, diğer faydalı gıdalarla birleşince, bebeğin gelişimine gerçekten katkı sağladı. Kilo alımını hızlandırdı, haftasına yaklaştı. Doktorum bebeğin 3000-3500 gram arasında doğmasını beklediğini söyledi. Hayırlısı bakalım.

Bol bol badem sütü içiniz efendim.


Bu Haftanın Sözü

Bebek haberini aldıktan sonra bizim için belki de en zor verilen karar ne isim verileceğiydi. Çok seçenek vardı aklımızda, hiç birisini yakıştıramadık. Sonra hiç aklımızda olmayan biri birden içimize sindi ve bebeğimizin ismine artık karar verdik. Ama şimdilik ailemiz de dahil kimseyle paylaşmıyoruz, hayırlısıyla doğsun, adıyla büyüsün, ailelere de sürpriz olsun.

38. Haftada görüşmek üzere :)






17 Kasım 2016 Perşembe

34. ve 35. Haftalar - Hastane Çantası Hazırlama

                                     


34. Haftaya ulaşmamızla beraber, artık acil durum hastane çantamı hazırlamamda fayda var diye düşündüm. Doktoruma sorduğumda, artık bu haftalardan sonra doğum gerçekleşecekse, geciktirmiyoruz, engellemiyoruz, çünkü bebek tıbbi bir problem yoksa %90 sorunsuz doğuyor dedi. İnşallah vaktince ve en hayırlı zamanda gelsin ama bu durumda biz hazırlığımızı yapalım, geleceği vakti de kendi hesaplamalarımıza göre değil, bebeğin istediği vakte göre hazırlayalım dedim ve çantamı hazırladım.

                                      

Önce yeni doğan bölümündeki ebe ve hemşireler ile görüşüp, neler gerektiğini öğrendim. Sonra da hastanede dağıtılan broşürü de inceleyip, bazı maddeleri ekledim, bazılarını ise çıkardım. Aslında düşünürsek, bunlar olsa da olmasa da doğum gerçekleşiyor ama tertemiz yıkayıp, ütülediğin, hastanede verilenler değil de kendi eşyaların yanında oldu mu, insan daha huzurlu ve güvende hissediyor kendini.

Hastane Çantası
                               
Normal ya da Sezaryen İçin, Her İhtimali Düşünerek Hastane Çantam İçine Şunları Hazırladım:

Anne İçin;

  • Önden düğmeli, kısa kollu gecelik (Serum takılabileceği için)
  • 2 adet pijama takımı
  • Sabahlık
  • Hırka (Doğumdan sonra üşüme gelirmiş)
  • 2 çift çorap
  • 1 patik
  • 1 oyalı tülbent (Trakyalılığımız belli olsun)
  • 1 havlu
  • Depend kullan at hasta külodu 
  • Kadın pedi
  • 2-3 tane penye külot
  • Emzirme sutyeni-atleti
  • Terlik
  • Süslü taç
  • Lansinoh meme ucu kremi
  • Makyaj malzemesi, krem, diş fırçası
  • Göğüs pedi

Bebiş İçin;


  • 2 Hastane Çıkışı Takım (eldivenli, başlıklı, önlüklü)
  • 1 süslü tulum takım (Fotoğraf çekimleri için)
  • 2 çorap
  • 1 yelek
  • Ağız Bezleri
  • 2 İnce kundak battaniye
  • 1 kalın yün battaniye
  • Yeni doğan 1 numara bebek bezi
  • Yeni doğan ıslak mendil
  • Pişik kremi
  • Tek kullanımlık alt değiştirme örtüsü
  • Hastane çıkışı için bebek arabasının ana kucağı (Bazı hastaneler bu olmadan çıkış vermiyor)
Ayrıca;


  • Zemzem suyu, hurma (enerji vermesi için)
  • Meryem ana otu ve içine koymak için kavanoz (Ayrıntı için bu yazımı okuyabilirsiniz )
  • İkram etmek için Yeşil Çaylı Kolonya
  • Bebek şekerleri
  • Şeker hamuru Kurabiye
  • Hastane kapı süsü
  • İkramlık içecek ve kadehler

                                                  

Göğüs pompası koymadım çünkü gerekirse hastanelerde hastane tipi pompalar mutlaka bulunuyor. Bebe yağı ilk aylarda bebekler için önerilmiyor. Hatta yeni doğan bebeğe ıslak mendil kullanmayı da düşünmüyorum. Bebek pamukları ve kaynatılıp ılıtılmış su ile temizlik yapacağım. Ama hastanede pratiklik olması açısından ne olur ne olmaz yanıma aldım. Şarj aletleri, powerbank vb. son anda eklenecek malzemeler. Başka bir şey gerekirse de hastane ile ev arası mesafe yaklaşık yarım saat, getirilebilir diye düşündüm.


34.-35. Haftalarda Ben

Artık 8. ay da bitti resmen 9 aylık hamileyim :) Hamilelik süresi 9 ay 10 gün olduğu için herkesin söylediği 9. ayın bitmek bilmediği oluyor. Biraz, artık sona gelmenin yarattığı sabırsızlıkla, biraz da artan ağrılar ve kilonun zorluğuyla bitmek bilmiyor bu son 1.5 ay.

Bu arada 35. Hafta sonu itibariyle Şafak 34  İstanbul :)



34.-35. Haftalarda Pambık

4 Kasım 2016 Cuma günü, rutin kontrolümüz vardı. 10 gün önceki kontrolden sonra, günde 2 bardak süt içmeye, düzenli olarak ceviz, muz, yumurta yemeye şartlamıştım kendimi. Yediklerim işe yaramış, pambık 10 günde 500 gram almış :) 34+5 itibariyle kilosu 2300 grama ulaşmış. Baş ölçüsü ise 2 hafta önden gitmeye devam ediyor. Su iyi, iskelet gelişimi haftasıyla uyumlu. Doktorum ne yiyorsan aynen devam et dedi. Hedef doğumda 3000 gram ve üstünü görebilmek...


Bu Haftanın Sözü

Bebek ve doğum için öncelikle bedeni, düşünceleri hazırlamak gerekiyor, uzman doktorlar yapacağınız süs ve hazırlıktan çok, kendinizi ve bedeninizi doğum anına hazırlayın diyorlar. Ama dayanamıyoruz :) bebek şekeri, kurabiyesi vb. için de hazırlıklar yapmak gerekiyor. Hafta içi, işten yorgun argın gelince içimden gelmiyor ama hafta sonları ufak ufak hazırlıklara başladım. İkramlıklar, hastanede dağıtılacaklar, eve gelenlere sunulacaklar, bebek şekerleri, kurabiyeler, şerbetler. Ha bir de, buzluğa da birkaç parça donmuş yiyeceklerden atmak lazım, sigara böreği, sarma vb. gibi.  Daha doğum iznime 3 hafta varken, çok işim var çok ;)


10 gün sonraki randevuda, 36. haftada görüşmek dileğiyle ...

8 Kasım 2016 Salı

32. ve 33. Haftalar - Doğum İzni


32. hafta itibariyle artık doğum izni hakkım doğmuş oluyor. KKTC 'de Türkiye'ye benzer olarak 8 hafta doğum öncesi ve 8 hafta doğum sonrası olmak üzere 16 haftalık doğum izni kullanılabiliyor. Eğer doktorunuz çalışmanızda bir sakınca görmüyorsa, 8 haftanın 6 haftasını çalışıp, bu süreleri doğum sonrasına aktarabiliyorsunuz. Doğumdan önceki son 2 hafta yani 38. hafta itibariyle ise, zorunlu olarak çalışma iznine ayrılmanız gerekiyor. Başta, doktorun belirlediği beklenen doğum tarihine göre bu hesaplamalar yapılıyor.

KKTC'de 26. haftadan itibaren gerekli evraklar ve çalışabilir raporu Sigortalar Dairesi'ne verilebiliyor. Ben de çok şükür ki başından beri en az sorunla devam eden hamileliğim sayesinde, doktorumun da uygun görmesiyle çalışabilir raporumu aldım. İnşallah her hangi bir sorun olmazsa, 38. haftaya kadar, yani doğum sonrasına günlerimi aktarabileceğim son tarihe kadar çalışmaya devam edeceğim.

Bununla birlikte, vücudumun, hareketlerimin ağırlaştığını da hissediyorum. Artık göbek iyice büyüdü. Başlangıç kilom +10 kilo kolay değil.  Tartıda hayatımda görmediğim rakamlarla tanışıyorum. Bebek için herşeye değer elbette ama bu kiloları nasıl vereceğim de aklıma takılmıyor değil...

24 Ekim 2016 günü kontrolümüz vardı. Pambığın kan dolaşımı, kemik ölçümleri normal, kilosu 34+1 itibariyle 1780 gram olmuş. Olması gereken ortalama kilonun 2 hafta gerisinden geliyormuş. Baş ölçümü ise aksine 2 hafta öndeymiş. Elimden geldiğimce sağlıklı beslenmeye gayret gösteriyorum ama yine de kilosunun biraz az olmasına üzüldüm. İnsan da, birşeyleri yanlış mı yapıyorum düşüncesi oluşuyor. Doktoruma sordum, bu bebeğin yapısıyla da alakalı olabilir, her bebek tombul olmak zorunda değil dedi. Sen sağlıklı beslenmeye devam et, benim için önemli olan her kontrolde kilo alması ve gelişiminin devam etmesidir dedi.

Pambığın başı hala aşağıda, normal doğuma uygun pozisyonda, bu beni sevindiriyor. Yüzünü bu hafta göremedik nazlı oğlumun.

Doktorum her kontrolde tansiyon ölçümlerime önem gösteriyor. Özellikle bu haftalarda tansiyonun normal çıkması çok önemliymiş. Çok şükür ki şu ana kadar yüksek ya da düşük ölçülmedi.

32.-33. Haftalarda Ben

Hamile pilatesine devam ediyorum. Fırsat buldukça da yürüyüş yapmaya çalışıyorum. Artık yürüyüş yaparken ya da ayakta uzun süre durduğumda aşağı doğru belirgin basınç hissediyorum. Bununla birlikte, özellikle pilateste yaptığım hareketler sayesinde, artık geceleri ayağıma kramp girmiyor, bu harika birşey.
Gece uykularım sıkıntılı olmaya başladı. Bütün gece en az 3-4 kere wc ye kalkmaktan uyku uyuduğumu anlayamıyorum. Ama bu durum çok normalmiş. Vücut artık doğum sonrasına, bebeği gece beslemeye ve uykusuzluğa alıştırıyormuş kendini. Tek problem, ertesi gün işe gidiyor olmam.


32.-33. Haftalarda Pambık

Pambık artık kocaman bir bebek oldu, bu haftalarda cildi bebek pembeliğine dönüyormuş. Her geçen hafta, vücudu daha fazla yağlanıyor, tombikleşiyor. Kilosu haftasından 2 hafta geride olduğu için ben de şu an yaptığıma ek olarak neler yapabilirim diye araştırmaya başladım. Her gün 1 haşlanmış yumurtayı, 2 ye çıkartacağım. ceviz-fındık yiyordum ama düzenli olarak her gün bir avuç yiyeceğim. Muz her gün 1 tane yemeye devam edeceğim. En önemlisi de akşamları 2 bardak süt içeceğim. Tombul bir bebek olsun istemiyorum zaten, haftasıyla uyumlu olsun yeter, bakalım 10 gün sonraki randevuda pambık haftasına yakınlayabilecek mi?


Bu Haftanın Sözü

Artık kontrollerim 10 günde 1'e düşüyor. Gönlümden geçen elbette normal, hatta herhangi bir müdahale (suni sancı, epidural) olmadan doğal bir doğum yapmak. Ama şartlamak da doğru değil elbette, bakalım hakkımızda hayırlısı ne olacak? Doktorum doğum şekli için 38.haftayı beklememizin doğru olacağını söyledi. İnşallah gönlümden geçen, bebeğin de gönlünden geçen olur ;)