18 Aralık 2016 Pazar

38.-39.-40. Haftalar - Miadında Bebek



Yok yok merak etmeyin, an itibariyle (18 Aralık 2016) hala doğmadı bizim bebiş. Gelmeye de niyeti yok gibi görünüyor. Doktor amcası ve biz inatla normal yollardan gelmesi için bekliyoruz, onun ise daha hiç bir belirtisi yok. Vakit saat gelmeyince hiçbir şey olmuyor demek ki...

38. Haftanın bitmesi itibariyle sonunda doğum iznine ayrıldım.  Evde biriken hazırlıklarımı birer birer tamamlamaya koyuldum. 38. haftadaki kontrolümüzde bebek 2700 gram çıktı. 39. haftada ise 2600 gram. Meğer sonlara yaklaştıkça ölçümlerde hata olabiliyormuş. Bunu 40. haftadaki kontrolumuzde 3500 gram çıkan bebeğimizden anladık :) Anlayacağınız bizim bebiş kısmetse 3500 gram civarında doğacak.

39. haftada çatı muayenesi yapıldı. Normal doğumu düşünen biri için, çatı muayenesi korkulacak birşey değilmiş. Ama insan tedirgin olmuyor da değil. Genelleme yapmak çok doğru değil ama bu muayenelerde erkek doktorlar gerçekten daha nazik oluyorlar. Kendi doktorumda hiçbir ağrı, acı hissetmezken, bir sonraki hafta 2. muayeneyi yapan deneyimli hemşire hanımın muayenesinden sonra zorlanınca daha iyi anladım.

Beklenen doğum tarihim 13.12.2016 idi. Yani 40. haftanın, 9 ay 10 günün tamamlandığı gün. O günkü kontrolümde, bebeğin iyi hali, NST de sancı çıkmaması, beslenmesinin ve amniyon sıvısının yeterli olması nedeniyle, doktorum 1 hafta daha beklemenin sakıncalı olmadığını söyledi. Yani 41. hafta dolana kadar, bebeğimin kendiliğinden gelmesini bekleyeceğiz. Bu tarihe  kadar gelmezse, oluşabilecek risklerden dolayı (bebeğin kaka yapması, plasenta yaşlanması vb.) doğumun başlatılması gerekirmiş. Yani 19.12.2016 tarihi bizim için önemli bir tarih. Büyük ihtimal son kontrolümüz ve belki de bebeğin doğacağı tarih. Bu tarih itibariyle doktorum değerlendirme yapacak ya suni sancı verecek ya da sezaryene alacak. Bebeğin son kontrol itibariyle hala kanala girmemiş olması, hatta bir önceki kontrolde hafif yan (oblik) duruyor olması, sezaryen ihtimalini kuvvetlendiriyor. Bu zamana kadar normal doğumu çok istedim, hazırlandım ve bu konuda bilinçlenmeye çalıştım. Ama bu kadar bekleyip de, olmuyorsa da hayırlısını dilemekten başka çözüm yok gibi duruyor. Önemli olan hem bebeğin, hem de annenin sağlıklı bir şekilde buluşması. Son birkaç gündür kendimi bu fikre alıştırmaya çalışıyorum.

Bir sonraki yazım çok büyük ihtimal, bebeğimizin doğumu olacak. Allah bana da, tüm bekleyenlere de sağlıklı doğumlar nasip etsin inşallah. Dualarınız da beni de eksik etmeyin olur mu?


Sevgiler.


28 Kasım 2016 Pazartesi

36. ve 37. Haftalar - Doğuma Hazırlık Eğitimi

                                  


Zaman hızla akıp geçiyor. Kim demişti son haftalar yavaş geçer diye? İşler çok, yapmaya vakit yok. Hala doğum iznine çıkmamış olmamın da etkisi vardır elbette ama sanki ben yapacaklarımı yetiştiremeden bebek doğacakmış gibi geliyor. Anneanne ve babaannemize biletlerini aldık. Kısmetse 7 Aralık'ta Kıbrıs'ta olacaklar. Buradan minik bebeğime çağrıdır: Aman kuzum zamanını bekle 7 Aralık'tan önce gelme :)

Artık her hafta kontrolüm oluyor. 15 Kasım 2016 günü 36+2'de Pambık 2600 gram olmuş, her şey yolunda.

22 Kasım 2016 günü 37+2 de ise ilk kez NST'ye bağlandım. NST yani non-stress test, bebeğin doğmadan önceki iyilik durumunu gösteriyor. Anne karnına iki adet kemer bağlanıyor, bir tanesi bebeğin kalp atışını ölçerken, diğeri kasılmaları ölçüyor. Elinize bir buton veriliyor, bebek hareket ettiğinde basmanız isteniyor. Yaklaşık 20 dakikalık ölçüm sonrasında, EKG kağıdına benzer bir kağıt veriyorlar ve onu doktora gösteriyoruz. Benim ilk NST'de herhangi bir sancı çıkmadı, bebeğin kalp atışları da normaldi. Yani bizim bebiş yerinde rahat maşallah :)

37+2'de yavrucuk 2800 gram olmuş. Doktorum kilo alımında her hafta gelişim olduğu için sorun olmadığını söyledi. Doğum için uygun pozisyonda durmaya devam ediyor. Şu an için her şey normal doğuma uygun görünüyor ancak 39. haftada yapılacak çatı muayenesinde daha da netlik kazanacak. Bu arada hamileliğimin başından  bu yana 14 kilo almışım. Son 2 haftayı 1 kilo ile tamamlayabilirsem, hedeflediğim 15 kilo ile kapanışı yapabileceğim :)

36.-37. Haftalarda Ben

Doğuma Hazırlık Eğitimi

En sondaki sarı göbüşlü ben :)

Bir süredir Hamile Pilatesi derslerine katılıyorum, çok da faydasını gördüm. Bel ağrılarım azaldı, geceleri kabus gibi olan kramplarım kesildi, nefes alışverişlerim düzene girdi. Önceden ayağımı kaldırıp koltuğun üzerine koyamazken, şimdi elastik hareketler dahi yapıyor oldum. En çok da, doğumda işime çok yarayacak olan ve o bölgeyi çalıştıracak hareketleri öğrenmem iyi oldu.

Bu hafta ise yine uzman hocamızın verdiği Doğuma Hazırlık ve Farkındalık Eğitimi'ne katıldım. Bu eğitimlerin bana kattığı en önemli şey, kendimi, yapabileceğime olan inancı kazandırmamdı. Etrafta duyduğumuz olumsuz onlarca doğum hikayesine rağmen, ne kadar bilgilenirseniz, süreci ne kadar iyi öğrenirseniz, o kadar bilinçleniyorsunuz. Bu anlamda alanında uzman birinden bu eğitimi almanın ne kadar önemli olduğunu anladım.

36.-37. Haftalarda Pambık

Geçtiğimiz haftalarda bebişin, kilosunun 2 hafta geriden gelmesi beni endişelendirmişti. Her gün düzenli ceviz, muz, süt tüketmeye çalıştım. Bununla birlikte bol bol badem sütü de içtim. Badem sütü, diğer faydalı gıdalarla birleşince, bebeğin gelişimine gerçekten katkı sağladı. Kilo alımını hızlandırdı, haftasına yaklaştı. Doktorum bebeğin 3000-3500 gram arasında doğmasını beklediğini söyledi. Hayırlısı bakalım.

Bol bol badem sütü içiniz efendim.


Bu Haftanın Sözü

Bebek haberini aldıktan sonra bizim için belki de en zor verilen karar ne isim verileceğiydi. Çok seçenek vardı aklımızda, hiç birisini yakıştıramadık. Sonra hiç aklımızda olmayan biri birden içimize sindi ve bebeğimizin ismine artık karar verdik. Ama şimdilik ailemiz de dahil kimseyle paylaşmıyoruz, hayırlısıyla doğsun, adıyla büyüsün, ailelere de sürpriz olsun.

38. Haftada görüşmek üzere :)






17 Kasım 2016 Perşembe

34. ve 35. Haftalar - Hastane Çantası Hazırlama

                                     


34. Haftaya ulaşmamızla beraber, artık acil durum hastane çantamı hazırlamamda fayda var diye düşündüm. Doktoruma sorduğumda, artık bu haftalardan sonra doğum gerçekleşecekse, geciktirmiyoruz, engellemiyoruz, çünkü bebek tıbbi bir problem yoksa %90 sorunsuz doğuyor dedi. İnşallah vaktince ve en hayırlı zamanda gelsin ama bu durumda biz hazırlığımızı yapalım, geleceği vakti de kendi hesaplamalarımıza göre değil, bebeğin istediği vakte göre hazırlayalım dedim ve çantamı hazırladım.

                                      

Önce yeni doğan bölümündeki ebe ve hemşireler ile görüşüp, neler gerektiğini öğrendim. Sonra da hastanede dağıtılan broşürü de inceleyip, bazı maddeleri ekledim, bazılarını ise çıkardım. Aslında düşünürsek, bunlar olsa da olmasa da doğum gerçekleşiyor ama tertemiz yıkayıp, ütülediğin, hastanede verilenler değil de kendi eşyaların yanında oldu mu, insan daha huzurlu ve güvende hissediyor kendini.

Hastane Çantası
                               
Normal ya da Sezaryen İçin, Her İhtimali Düşünerek Hastane Çantam İçine Şunları Hazırladım:

Anne İçin;

  • Önden düğmeli, kısa kollu gecelik (Serum takılabileceği için)
  • 2 adet pijama takımı
  • Sabahlık
  • Hırka (Doğumdan sonra üşüme gelirmiş)
  • 2 çift çorap
  • 1 patik
  • 1 oyalı tülbent (Trakyalılığımız belli olsun)
  • 1 havlu
  • Depend kullan at hasta külodu 
  • Kadın pedi
  • 2-3 tane penye külot
  • Emzirme sutyeni-atleti
  • Terlik
  • Süslü taç
  • Lansinoh meme ucu kremi
  • Makyaj malzemesi, krem, diş fırçası
  • Göğüs pedi

Bebiş İçin;


  • 2 Hastane Çıkışı Takım (eldivenli, başlıklı, önlüklü)
  • 1 süslü tulum takım (Fotoğraf çekimleri için)
  • 2 çorap
  • 1 yelek
  • Ağız Bezleri
  • 2 İnce kundak battaniye
  • 1 kalın yün battaniye
  • Yeni doğan 1 numara bebek bezi
  • Yeni doğan ıslak mendil
  • Pişik kremi
  • Tek kullanımlık alt değiştirme örtüsü
  • Hastane çıkışı için bebek arabasının ana kucağı (Bazı hastaneler bu olmadan çıkış vermiyor)
Ayrıca;


  • Zemzem suyu, hurma (enerji vermesi için)
  • Meryem ana otu ve içine koymak için kavanoz (Ayrıntı için bu yazımı okuyabilirsiniz )
  • İkram etmek için Yeşil Çaylı Kolonya
  • Bebek şekerleri
  • Şeker hamuru Kurabiye
  • Hastane kapı süsü
  • İkramlık içecek ve kadehler

                                                  

Göğüs pompası koymadım çünkü gerekirse hastanelerde hastane tipi pompalar mutlaka bulunuyor. Bebe yağı ilk aylarda bebekler için önerilmiyor. Hatta yeni doğan bebeğe ıslak mendil kullanmayı da düşünmüyorum. Bebek pamukları ve kaynatılıp ılıtılmış su ile temizlik yapacağım. Ama hastanede pratiklik olması açısından ne olur ne olmaz yanıma aldım. Şarj aletleri, powerbank vb. son anda eklenecek malzemeler. Başka bir şey gerekirse de hastane ile ev arası mesafe yaklaşık yarım saat, getirilebilir diye düşündüm.


34.-35. Haftalarda Ben

Artık 8. ay da bitti resmen 9 aylık hamileyim :) Hamilelik süresi 9 ay 10 gün olduğu için herkesin söylediği 9. ayın bitmek bilmediği oluyor. Biraz, artık sona gelmenin yarattığı sabırsızlıkla, biraz da artan ağrılar ve kilonun zorluğuyla bitmek bilmiyor bu son 1.5 ay.

Bu arada 35. Hafta sonu itibariyle Şafak 34  İstanbul :)



34.-35. Haftalarda Pambık

4 Kasım 2016 Cuma günü, rutin kontrolümüz vardı. 10 gün önceki kontrolden sonra, günde 2 bardak süt içmeye, düzenli olarak ceviz, muz, yumurta yemeye şartlamıştım kendimi. Yediklerim işe yaramış, pambık 10 günde 500 gram almış :) 34+5 itibariyle kilosu 2300 grama ulaşmış. Baş ölçüsü ise 2 hafta önden gitmeye devam ediyor. Su iyi, iskelet gelişimi haftasıyla uyumlu. Doktorum ne yiyorsan aynen devam et dedi. Hedef doğumda 3000 gram ve üstünü görebilmek...


Bu Haftanın Sözü

Bebek ve doğum için öncelikle bedeni, düşünceleri hazırlamak gerekiyor, uzman doktorlar yapacağınız süs ve hazırlıktan çok, kendinizi ve bedeninizi doğum anına hazırlayın diyorlar. Ama dayanamıyoruz :) bebek şekeri, kurabiyesi vb. için de hazırlıklar yapmak gerekiyor. Hafta içi, işten yorgun argın gelince içimden gelmiyor ama hafta sonları ufak ufak hazırlıklara başladım. İkramlıklar, hastanede dağıtılacaklar, eve gelenlere sunulacaklar, bebek şekerleri, kurabiyeler, şerbetler. Ha bir de, buzluğa da birkaç parça donmuş yiyeceklerden atmak lazım, sigara böreği, sarma vb. gibi.  Daha doğum iznime 3 hafta varken, çok işim var çok ;)


10 gün sonraki randevuda, 36. haftada görüşmek dileğiyle ...

8 Kasım 2016 Salı

32. ve 33. Haftalar - Doğum İzni


32. hafta itibariyle artık doğum izni hakkım doğmuş oluyor. KKTC 'de Türkiye'ye benzer olarak 8 hafta doğum öncesi ve 8 hafta doğum sonrası olmak üzere 16 haftalık doğum izni kullanılabiliyor. Eğer doktorunuz çalışmanızda bir sakınca görmüyorsa, 8 haftanın 6 haftasını çalışıp, bu süreleri doğum sonrasına aktarabiliyorsunuz. Doğumdan önceki son 2 hafta yani 38. hafta itibariyle ise, zorunlu olarak çalışma iznine ayrılmanız gerekiyor. Başta, doktorun belirlediği beklenen doğum tarihine göre bu hesaplamalar yapılıyor.

KKTC'de 26. haftadan itibaren gerekli evraklar ve çalışabilir raporu Sigortalar Dairesi'ne verilebiliyor. Ben de çok şükür ki başından beri en az sorunla devam eden hamileliğim sayesinde, doktorumun da uygun görmesiyle çalışabilir raporumu aldım. İnşallah her hangi bir sorun olmazsa, 38. haftaya kadar, yani doğum sonrasına günlerimi aktarabileceğim son tarihe kadar çalışmaya devam edeceğim.

Bununla birlikte, vücudumun, hareketlerimin ağırlaştığını da hissediyorum. Artık göbek iyice büyüdü. Başlangıç kilom +10 kilo kolay değil.  Tartıda hayatımda görmediğim rakamlarla tanışıyorum. Bebek için herşeye değer elbette ama bu kiloları nasıl vereceğim de aklıma takılmıyor değil...

24 Ekim 2016 günü kontrolümüz vardı. Pambığın kan dolaşımı, kemik ölçümleri normal, kilosu 34+1 itibariyle 1780 gram olmuş. Olması gereken ortalama kilonun 2 hafta gerisinden geliyormuş. Baş ölçümü ise aksine 2 hafta öndeymiş. Elimden geldiğimce sağlıklı beslenmeye gayret gösteriyorum ama yine de kilosunun biraz az olmasına üzüldüm. İnsan da, birşeyleri yanlış mı yapıyorum düşüncesi oluşuyor. Doktoruma sordum, bu bebeğin yapısıyla da alakalı olabilir, her bebek tombul olmak zorunda değil dedi. Sen sağlıklı beslenmeye devam et, benim için önemli olan her kontrolde kilo alması ve gelişiminin devam etmesidir dedi.

Pambığın başı hala aşağıda, normal doğuma uygun pozisyonda, bu beni sevindiriyor. Yüzünü bu hafta göremedik nazlı oğlumun.

Doktorum her kontrolde tansiyon ölçümlerime önem gösteriyor. Özellikle bu haftalarda tansiyonun normal çıkması çok önemliymiş. Çok şükür ki şu ana kadar yüksek ya da düşük ölçülmedi.

32.-33. Haftalarda Ben

Hamile pilatesine devam ediyorum. Fırsat buldukça da yürüyüş yapmaya çalışıyorum. Artık yürüyüş yaparken ya da ayakta uzun süre durduğumda aşağı doğru belirgin basınç hissediyorum. Bununla birlikte, özellikle pilateste yaptığım hareketler sayesinde, artık geceleri ayağıma kramp girmiyor, bu harika birşey.
Gece uykularım sıkıntılı olmaya başladı. Bütün gece en az 3-4 kere wc ye kalkmaktan uyku uyuduğumu anlayamıyorum. Ama bu durum çok normalmiş. Vücut artık doğum sonrasına, bebeği gece beslemeye ve uykusuzluğa alıştırıyormuş kendini. Tek problem, ertesi gün işe gidiyor olmam.


32.-33. Haftalarda Pambık

Pambık artık kocaman bir bebek oldu, bu haftalarda cildi bebek pembeliğine dönüyormuş. Her geçen hafta, vücudu daha fazla yağlanıyor, tombikleşiyor. Kilosu haftasından 2 hafta geride olduğu için ben de şu an yaptığıma ek olarak neler yapabilirim diye araştırmaya başladım. Her gün 1 haşlanmış yumurtayı, 2 ye çıkartacağım. ceviz-fındık yiyordum ama düzenli olarak her gün bir avuç yiyeceğim. Muz her gün 1 tane yemeye devam edeceğim. En önemlisi de akşamları 2 bardak süt içeceğim. Tombul bir bebek olsun istemiyorum zaten, haftasıyla uyumlu olsun yeter, bakalım 10 gün sonraki randevuda pambık haftasına yakınlayabilecek mi?


Bu Haftanın Sözü

Artık kontrollerim 10 günde 1'e düşüyor. Gönlümden geçen elbette normal, hatta herhangi bir müdahale (suni sancı, epidural) olmadan doğal bir doğum yapmak. Ama şartlamak da doğru değil elbette, bakalım hakkımızda hayırlısı ne olacak? Doktorum doğum şekli için 38.haftayı beklememizin doğru olacağını söyledi. İnşallah gönlümden geçen, bebeğin de gönlünden geçen olur ;)






18 Ekim 2016 Salı

30.-31. Haftalar- Merhaba 3. Trimester

Tutmayın beni anacağım, 3. trimestere giriyorum :)
Hamileliğin  üçte ikisi bitti. Bugünlere ulaştıran Rabbime şükürler olsun. Şu ana kadar Lale Devri'ni yaşayan vücudum, 7,5 aydan sonra Çöküş Devri'ne girmeye başladı. Vücudun ağırlaşmasıyla beraber, hareketlerimin zorlaştığını, her zamankinden daha çok yorulmaya başladığımı hissediyorum. Öyle ki, işten eve geldiğimde ev işleri beni hiç zorlamazken, şimdi çamaşır makinesinden sepete çamaşırları aktarmak bile işkence olmaya başladı. Ah o eğilip, kalkma hareketi yok mu... Külotlu çorap ile aramıza kara kedi girdi :) Yanlışlıkla bağcıklı ayakkabı giyme kararı verirsem, ertesi güne  kadar eğilip bağcıklarımı ancak bağlayabilirim. Bundan sonrası için vücudum 2 ayrı ada benim için, ulaşılabilir kısım, göbekten yukarısı, ulaşılamayan kısım göbekten aşağısı :)

11 Ekim  2016'da doktor randevumuz vardı. Artık bundan sonra iki haftada bir doktorumuzla görüşeceğiz. Ultrason muayenesinde çok şükür ki herşey yolunda çıktı. Pambık 1670 gram olmuş bile. Sabah mahmurluğu üzerindeydi kuzucuğumun ama yine de güzel yüzünü bizden esirgemedi.


Orada bir fındık burun var uzakta...
 Fazlasıyla şaşırıyorum teknolojinin geldiği şu noktaya. Karnınızdaki bebeğin herşeyini canlı olarak görüntüleyebiliyorsunuz. Ne kadar mucizevi bir durum. İnşallah doğduğunda karşılaştıracağım resim ile benzerliğini. Parmağını ağzına götürürken, kafasını sağa sola çevirirken, esnerken de yakaladık onu. Bu arada şu anda baş aşağı duruyormuş. Minnak bacakları göğsümün hemen altında. Ofiste otururken kaburgalarıma doğru tepiklemesinden tahmin etmiştim zaten :) Doktor henüz doğum pozisyonu alması için erken olduğunu, yeri de henüz çok sıkışık olmadığı için daha turlayacağını söyledi. Önemli olan 35-36. haftalarda bu pozisyonda olmasıymış. Bu haftalarda bebekler hızlıca büyüyüp gelişiyorlarmış. Hatta haftada 250 grama kadar kilo alıyorlarmış.

30.-31. Haftalarda Ben

1 ay öncesine kadar akşam yemeklerinden sonra uzun uzun yürüyüşler yapıyorduk eşimle. Şimdi ise işten eve geldiğimde, yemeği de yedik mi halim kalmıyor. Bu da pek iyi bir durum değil. Çünkü asıl bu saatten sonra bolca hareket etmeliyim ki, rahat bir doğuma hazırlanabileyim. Bu nedenle ne zamandır katılmak istediğim hamile pilatesi ve doğuma hazırlık kursuna başladım. Göbüşlü arkadaşlarla hep beraber spor yapıyoruz, çok da eğlenceli geçiyor. Bunun yanında pilates hocamız aynı zamanda bir uzman doğum hemşiresi olduğundan, doğuma hazırlık ve emzirme ile ilgili de bilgiler veriyor bize. Kuzucuğumla pilates topunun üstünde yuvarlanıp duruyoruz :)


30.-31. Haftalarda Pambık

Bebeğin hareketleri bu hafta daha kuvvetli hissedilir oldu. Maşallah diyeyim uslu bir çocuk pambığım. Geceleri beni uyandırmıyor, rahatça dinlenebiliyorum. Hiç üzmedi şu ana kadar, inşallah doğduktan sonra da böyle huzurlu ve sakin bir bebek olur. Her geçen gün gelişimini tamamlayan organlarıyla, artık tam bir bebeğe benzemeye başlamış. Ve her geçen hafta, olası erken doğumda oluşabilecek sıkıntılar daha da azalıyor.  Aylar öncesinde doktorumuzun masasının arkasında çerçevelenmiş bir 4d bebek usg si görmüştük. Bizim bebeğimiz ne zaman böyle olacak dediğimizde, doktorumuz 30. haftalarda demişti. Bu kontrolde aynı o bebek gibi ultrason resmini aldığımızda, doktorumuz da hatırladı konuşmamızı. Bakın o günlere geldik bile dedi :)

Bu Haftanın Sözü

Halk arasında yaygın bir söz vardır. 7 aylık doğan çocuk yaşar ama 8 aylık doğanın yaşama ihtimali daha düşüktür diye. Bunun yanlış bir bilgi olduğunu öğrendim. Doktoruma sorduğumda kesinlikle hurafe olduğunu, ilerleyen her hafta, bebeğin gelişimi açısından olumlu sonuçlar doğurduğundan, bebeğin yaşama ihtimalinin de daha fazla olduğunu söyledi. İçim rahatladı...


Mis kokulu bebiş kıyafetleri

Benimle aynı haftada hamile olan arkadaşım, geçen hafta erken doğum yaptı. 1500 gram bir erkek çocuğu dünyaya getirdi. Onu öğrendikten sonra, beni de bir korku sardı, Allah korusun, inşallah vakitlice doğsun ama ya erken doğum ihtimali olursa, hiçbir şeyim hazır değil. Bende bu nedenle, bu hafta sonu pambığın tüm kıyafetlerini sabun tozu ile yıkadım, oda mis gibi koktu resmen. Sonra da o minicik şeyleri tek tek ütüledim. Çok keyifli bir duyguydu. Şimdi sıra acil durum hastane çantasını hazırlamakta ;)



7 Ekim 2016 Cuma

Bebeğime Hoş geldin Paketi

E-Bebek'e Hoşgeldin Paketi

Bu zamana kadar ne satar ne bulunur diye bilmediğim bebek mağazaları, meğer en yakından takip edeceğim yerler olmuş benim. Bunlardan birisi de e-bebek, internet sitesini yakın markaja aldığım, ne kampanyası varsa değerlendirmeye çalıştığım bir mağaza oldu. Kurban Bayramı'ndan hemen önce ise, 7 ay ve üzeri hamileler için özel bir kampanya yaptılar: e-bebek'e hoş geldin paketi. Ben de bayram tatilinde gidip paketimi kucakladım :)




Sadece İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerdeki büyük mağazalarından, eğer stoklarında kalmışsa sadece 5 TL karşılığında temin edebiliyorsunuz. Paketi satın alırken, kimlik numaranızı kaydediyorlar ki, birden fazla ürün alınmasın, tekrar alımların önüne geçilsin. Açıkçası kasada benim kaç aylık hamile olduğum sorulmadı ki, sorsalardı bunu kanıtlamak için doktor raporu vb. götürecek halim de yoktu. Sadece satın aldığıma dair kayıt yapıldı ve faturam verildi.




Hoş geldin paketinin içinde, birçok ürünün gerçek boyutu, birçoğunun ise deneme boyutu bulunuyor. Bir de şirin mi şirin bebek tulumu eklenmiş. Maddi değerinin çok üstünde çok hoş bir paket hazırlamışlar. Ve hepsini küp şeklinde hediye paketine benzer bir kutuya sığdırmışlar. Sihirbazların şapkası gibi minnacık şeyden neler çıktığını görünce seviniyorsunuz. Aslında belki de çoğu kişi için çok önem arz etmeyecek bir içeriğe sahip bu paket, benim açıp açıp baktığım, bebek doğduktan sonra kullanacağıma dair hayaller kurduğum bir paket oldu ve çok sevdim!




Oyy bunun içine sığacak mı benim pambık?
Merak edenler için kutu içeriği ise şöyle:


  • Baby&Me Yenidoğan ıslak mendili
  • Baby&Me Göğüs Pedi
  • Prima 1 numara bebek bezi (4 adet)
  • Zıbın penye body
  • Baby&Me Likid emzik ve biberon temizleyici
  • Baby&Me  sıvı deterjan
  • Baby&Me çamaşır yumuşatıcısı
  • Baby&Me bebek temizleme pamuğu
  • Baby&Me alt değiştirme örtüsü
  • Hipp emziren anneler için karışık bitki çayı(deneme boyu)
  • Lactamil emziren anneler için karışık bitki çayı
  • Hipp vücut losyonu (deneme boyu)
  • Chicco bebe şampuanı (deneme boyu)
  • Hipp Pişik kremi (deneme boyu)




Ben e-bebek'in Beylikdüzü E-5 mağazasından bu paketi temin etmiştim. Mağazaya gitmeden önce stoklarında Hoş geldin Bebek Paketinin olup olmadığını sormayı unutmayın. Eğer çevrenizde hamiş tanıdıklarınız varsa, onları mutlaka haberdar edin olur mu? Benim gibi kullanacağı günü hayal edip, paketi açıp, bakıp bakıp sevinsinler ;) Bir hamileden başka kim çocuk bezini eline alıp sarılır ki :))


Sevgiler.


3 Ekim 2016 Pazartesi

Hamilelikte Grip Olmak...

                                   

Grip olmak başlı başına kötü birşeyken, bir de hamileyken grip olmak çarpı iki olarak haneye yazılıyor. Kendime ne kadar dikkat ediyorum desem de, hamileliğin ilk 7 ayında nezle dahi olmayan ben, 7. ayın bitiminde gribe tutuldum ama ne tutulma...

Kurban Bayramı tatilimizin bir kısmını, Çanakkale'de geçirdik. Gündüzleri hava çok güzeldi ancak akşam serinliyordu. Yani gece gündüz arasındaki sıcaklık farkı hayli fazlaydı. İstanbul'a dönmeden 2 gün önce, şehir dışından gelen arkadaşlarımızla birlikte, deniz kıyısında hoş sohbete daldık. Gece 1'lere kadar oturduk, üzerimizde hırkalar olmasına rağmen, sanırım eşimle bir güzel soğuğu yedik. Eee Kıbrıs'ta 35-40 derecelere alışmışken, sandık ki bu serinlik bize iyi gelecek.

İstanbul'a döndüğümüzde önce eşim rahatsızlandı, halsiz düştü. Çok uğraştı bana bulaşmasın, yakınlaşmayalım diye. Bol bol çorbalar, limon, portakallar, parasetamollar. Daha önce tecrübe ettiğimiz ve faydasını çok gördüğümüz  kara mürver efervesan tableti de içince, hızlıca enerjisini geri kazandı ve iyileşti.

Tatil bitip de Kıbrıs'a döndüğümüz ve iş başı yaptığım gün ise ben gribe tutuldum. Ses kısılması, soğuk soğuk terlemeler, burun akıntısı ama aynı zamanda tıkanması, baş ağrıları, kulak uğuldamaları, halsizlik... Hepsi bir arada kombo şeklinde geliverdi. Hamileyken her bitki çayını istediğiniz kadar tüketemiyorsunuz. Ağrı kesici ve ateş düşürücüleri ise doktorunuza sormadan asla kullanmamalısınız. Ben de ilk gün bol bol tarhana, mercimek vb. çorba içtim. Boğazım için zencefil limon karışımı yaptım. Bol bol C vitamini içerikli meyveler yedim. Ballı süt içtim. Ertesi gün hala düzelmeyen hastalığım için doktorumla görüşmem şart olmuştu. Doktorum, parasetamol kullanabilirsin dedi, dozajını ve sıklığını belirtti. 2. ve 3. gün ilacımı da kullanınca bayağı toparladım ama tam düzelmem istirahatle 1 haftayı buldu.

Anladım ki hamilelikte hasta olunca bebeğe zarar vermeden iyileşme sürecini şunlar hızlandırırmış:


  • Mümkün olduğunca istirahat. (İşe devam etmek zorunda olduğum için yeterince yapamadım)
  • Bol su içmek. (Soğuk-sıcak terliyorsunuz, vücut inanılmaz su kaybediyor)
  • Faydalı yiyecekler ile beslenmek,iştahınız yoksa bile aç kalmamak. (Bana tarhana çorbası ve bol limonlu mercimek çorbası gerçekten iyi geldi)
  • Boğazda tahriş varsa ve ses kısılmışsa, taze zencefili incecik doğrayıp, taze sıkılmış limon suyunda bekletmek ve gün içinde azar azar ağzınızda çiğnemek çok iyi geliyor.
  • Sık sık ılık suda duş almak.
  • Meyve tüketmek.
  • Doktorunuzun önerdiği ilaçları kullanmak.
  • Doktorunuzun önermediği bitki çaylarından uzak durmak.


Bu gribi de böylece atlattık. Hamileyken öksürmek, hapşurmak dahi dert. Göbeğiniz mani oluyor hapşuramıyorsunuz. Öksürünce karnınıza ağrı giriyor. İnşallah bu mevsim geçişlerinde bir kez daha hamiş halimle hastalığa yakalanmam.

Hepimize sağlık dolu günler dilerim.



28 Eylül 2016 Çarşamba

26.-29. Haftalar - 2. Trimestere Veda Etmişken


Daha dün kalp atışlarını ne zaman duyacağız derken, bizim Pambık 29. haftayı bitirmiş bile. Zaman iyisiyle kötüsüyle geçiyor ve çok şükür ki ilk haftadan itibaren bize hep iyi yüzünü gösterdi. 28. Hafta itibariye 2. trimester yani ikinci üç aylık dönem bitti, artık son viraja girmiş oldum. Söylenenlere göre ilk 3 ay bulantılar ve hamileliğe alışma süreci nedeniyle oldukça zorlarmış, ikinci 3 ay rahatlama dönemi olurmuş, son 3 ay ise bebeğin büyümesi ile ağırlaşan vücuttan dolayı en zorlu dönem olurmuş. Ben çok şükür ki 6 ayı neredeyse sorunsuz atlattım, inşallah bu son trimesterda yüzüme güler.

Kurban Bayramı tatilinde de leyleği havada gördük. Artık doğuma kadar planlarımızda bir uçuş bulunmuyor. Bayramı aynı Ramazan Bayramı gibi İstanbul ve Çanakkale'de ailelerimizle doyasıya geçirdik. Bol bol balık ve et yedim. Özlediğim, bulamadığım lezzetleri fırsat varken vücuduma stokladım :) Bunun yanında sabah 8, akşam 6 işe git gel, eve gelince dinlenme moduna geç, rutinine alışan vücudum da harekete geçti. Bol bol yürüyüşler yaptım. (Ehem ehemm tabi yürüyüşlerde elimden eksik etmediğim 3 top külahta dondurmayı kimseye söylemeyin). Sanırım bu nedenledir ki, 27. Haftaya kadar nerelerde diye aranan  göbek birden pörtledi, ama ne pörtleme :) Türkiye'ye gidiş düz göbek, Kıbrıs'a dönüş 8 aylık hamile :)

Meğersem bebiş de bu dönemde büyüme hızını arttırmış. son kontrolümüzde 760 gram olan pambık yüzlüm, 1250 gram olmuş bile. 26 Eylül 2016 Çarşamba günü bayram dönüşü ilk kontrolümüze gittik. Her şey yolundaydı çok şükür, su yeterliydi, bebek haftasıyla uyumluydu, benim kan değerlerim normaldi. Kuzucuğun keyfi de yerindeydi. 2 hafta sonraya görüşmek üzere sözleştik.


26.-29. Haftalarda Ben

Göbeğin çıkmasıyla birlikte yatma-kalkma-sağa sola dönme daha zor oluyormuş. Arkadaşlarımdan duyduğum 9.ay top gibi yuvarlanıyorsun sözüne yakınlamaya başladım sanırım. Göbeğimin büyümesiyle hafif ve tatlı kaşınmalar da başladı. Çatlama riski yüksek olan, yumoş bir tenim var. O nedenledir ki 3. aydan itibaren her gün cildimi çeşitli yağlarla ve kremlerle nemlendirmeye çalışıyordum. Göbeğin büyümesiyle, artık yağlı güreşe doymayan pehlivan gibi dolaşmaya başladım :) Biliyorum, doktorumun da dediği gibi, cildim çatlamaya müsaitse, ne yaparsam yapayım bu gerçekle yüzleşeceğim. Ama en azından bunu azaltabilmek için, bol bol su içiyorum, dıştan da cildimi nemlendirmeye çalışıyorum. Bakalım sonuç ne olacak?

26.-29. Haftalarda Pambık

Yok artık, bu kadar da değil :)
Pambığın artık büyümesi ile, hareketlerinin kuvveti de artmış oldu. Artık sağlam tekmeler atabiliyor, hıçkırıkları hissedilebiliyor. Hatta özellikle uzanmış vaziyetteyken, elimi koymaya gerek kalmadan, hareketler dışarıdan belli olabiliyor. Çok tuhaf bir his, ama gün içinde sürekli hareket hissedince, normal gelmeye başlıyor. Zaten uyuma-uyanma saatleri de oturdu adeta.  Sabah kahvaltı sonrası hareketlenme, öğlen yemek saati halay başı modu, akşam yemek saatlerinde, ohh yemek de bugün tam ağzıma layıktı havaları :) Aralarda ise hıkıcıklar, hukucuklar...

Bu Haftanın Sözü

Söz konusu hem kendi sağlığınız, hem de bebeğin sağlığı olunca, insan doktoruna koşulsuz güvenmek istiyor. Ancak gözlemlediğime göre de, bazı doktorlar bu güveni suistimal edebiliyor. Hele hele haftanız ilerlediyse, özel hastanede takibiniz yapılıyorsa, nasıl olsa bu haftadan sonra eli mahkum başka doktora gidemez düşüncesiyle size gereksiz tetkikler uygulayabiliyorlar. Sırf maddi açıdan daha fazla kazanabilmek için.

Bu güne kadar doktorumun bana gereksiz test isteği olmadı hatta yapabileceğini düşündüklerimi dahi gebelik değerlerimin iyi olmasından dolayı yaptırmadığı oldu. Ancak 26. haftada içime şüphe düşüren bir olay gerçekleşti. Detaylı ultrasondan sonraki muayenemde, doktorum, bebeğin kalp odacıklarını net olarak göremediğini söyledi. Detaylı usg de bir sorun görünmemesine rağmen, "emin olalım, çok iyi bir çocuk kardiyoloğu olan arkadaşım geliyor Türkiye'den, ona muayene olun" dedi. Böyle durumlarda insan vicdan yapıyor, ya varsa diye şüpheye düşüyor. Randevumuzu aldık, aynı hastanede karından ekg mizi yaptırdık. 5 dakikalık bir kontrolle işimiz bitti. Çocuk kardiyoloğu endişe edilecek hiçbir şey olmadığını, herşeyin yolunda olduğunu söyledi. Fatura olarak da hayli kabarık bir ücret ödedik. Bir sonraki randevuda ise kendi doktorum, şüphe ettiği kalp odacıklarını geçen hafta görememiştim, bu hafta görebiliyorum dedi. Yani arada sadece 2 hafta fark vardı. Söz konusu sağlık olunca, hele hele bebek olunca elbette para insanın umurunda olmuyor ama bu gerçekleşen olay, sırf arkadaşına hasta kazandırmak için ya da hastaneye para kazandırmak için mi gereksiz yönlendirildim hissine kapılmama neden oldu.

Aslında umurumda olan asıl durum, böyle bir olayın doğum seçeneğinde de karşıma çıkıp çıkmaması. Herhangi bir olumsuz, acil müdahale gerektirecek durum olmazsa, gönlümden geçen en doğal haliyle normal doğum yapmak. Son anda doktorum sezaryene yönlendirirse, ben maddi açıdan mı bu yönlendirmeyi yaptı, yoksa gerçekten gerekli miydi ikileminde mi kalacağım? Sanırım sinek de ufak ama mide bulandırır durumu bu olsa gerek. Belki normalde bu kadar kafamı takmayacağım bir olay, hamilelik nedeniyle bu kadar hassas düşünmeme neden oluyor. Belki de her ince ayrıntıyı hesap eden ben, ihtimalleri  gözardı edemiyorum. Kafamda deli sorular...


Bu bayram bebişe yaradı, İstanbul'a gitmişken bol bol bebek alışverişi yaptık. Mahmutpaşa'da gezdik, Şark Hanı, Kürkçü Hanı ve meşhur Havuzlu Hanı dolaştık. Bebek arabamızı aldık, beşiğimizi seçtik. Anneanne ve babaannemizde sağolsunlar. Neredeyse tüm ihtiyaçları onların da katkılarıyla tamamlamış olduk. Hatta bebek şekerlerini bile hazırladık. Gelirken eşimle 2 kişi 40 kilo sınırı yetecek mi diye düşünürken, kontuardaki görevli, kilomuz bebek arabasından dolayı hayli aşmasına rağmen ek ücret talep etmedi, yardımcı oldu. Daha ne isteyelim. Bebek gerçekten kısmetiyle geliyormuş, söz konusu bebek olunca hiç tanımadığınız insanlar dahi yardımcı olabiliyormuş.

Sevgiler.



2 Eylül 2016 Cuma

23.-24.-25. Haftalar - Şeker Yüklemeli Mi, Yüklememeli Mi?


Küçüklüğümden bu yana tatlıyla aram hep iyi olmuştur. Kekler, poğaçalar, çikolatalar, pudingler... Hem yapar hem yerim. Bununla birlikte makarna, pirinç, meyve, vb.nin de şekeri yükselten gıdalar olduğunu son yıllarda öğrendim desem yalan olmaz. Hamileliğin başından beri, tatlı özellikle çikolata yeme isteğim bıçak gibi kesildi. Hala da şaşıyorum bu duruma. Normalde bir günde yediğim çikolatayı, geçtiğimiz 6 ay boyunca yememişimdir.

Bununla birlikte şeker testi öncesi beni bir tedirginlik aldı, ya şekerim yüksek çıkarsa? Tatlı yiyen her insanın elbette şekeri yüksek çıkacak diye birşey yok. Ama ben de yemeğimden, meyvemden hiç bir zaman kısmadım. Hamileliğimin başından bu yana da şeker testi yaptırmadım, acaba sonuçlar ne çıkacaktı?

Bu endişe ile testten iki gün önce yediklerime dikkat edeyim dedim. Özellikle üzümün şekeri çok yükselttiği söylendiği ve benim de son 1 ayda kilolarca üzüm yediğime bakılırsa, ilk önce feragat etmem gereken üzüm oldu :) Buzdolabında 2 gün boyunca birbirimize bakıp duygusal anlar yaşadık.

22 Ağustos 2016 günü, 25. haftamda şeker testi için hastaneye gittik. Doktorum bir önceki randevuda aç karnına gelmem gerektiğini söylemişti. Gittiğimizde şu ana kadar herhangi bir riskim bulunmaması, kilo artışımın normal ve düzenli olması nedeniyle, glikoz yüklemesi yapmayacağını söyledi. Aç karnına kan vereceğim, ardından tost- meyve suyu yiyeceğim, 1 saat sonra tekrar kan vereceğim ve bitmiş olacak. Doktorum kan isteklerimi laboratuvara yolladı. O şekerli suyu içmeyeceğime çok sevindim ama sevincim biraz kısa sürdü.

Kan vermeden önce ultrasonda pambığı görelim dedik. Aç karnına olunca, kuzucuk daha uyanamamış olacak ki, pek hareketli değildi. Eee, saat 8'de kahvaltı yapmaya alışkın biri olarak, saat olmuş 10, benim bile halim yok o ne yapsın. Ama kocaman olmuş. 25. hafta itibariyle 680 gramlık bir tontiğim var benim. Boyu da 30 cm civarında. Kilosu olması gereken gibiymiş. Ancak doktorum, bebeğin içinde bulunduğu amniyo sıvısını fazla buldu. Sıvının fazla olması, gebelik şekeri belirtisi olabiliyormuş. Bu durumda kan isteğimi değiştirip, 75 gramlık glikoz yüklemesine çevirdi.

Şeker yükleme konusu Canan Karatay'ın açıklamalarıyla kafamızı karıştırdığı doğru. Yapılmasa, açlık-tokluk kan şekeri ile ölçülse daha çok sevinirdim elbette. Ama gebelik takip doktorum Canan Karatay değil. O nedenle beni başından beri takip eden doktoruma güvenip, şeker yüklemesini kabul ettim.



75 gramlık şeker yüklemesi için, 3 kere kan vermem gerekiyordu. İlk kanı aç karnına saat 10.00'da verdim. Hemşire bir karton bardağa toz glikoz koydu, üzerine bildiğiniz su sebilinden su ekledi, karıştırdı. Benim duyduğum, artık kutu kola şeklinde elma aromalı, adeta gazı alınmış meyveli soda gibi bir içecek verdikleriydi. Maalesef ki benim hastanem henüz o sisteme geçmemiş! Bildiğiniz aşırı şekerli, ama normal şeker tadından biraz daha farklı ( şeker hastalarının kullandığı tatlandırıcı tabletlere benziyordu) boğazımı yakan bir içecekti. Kusacak kadar olmadım ama, şerbeti seven biri olarak içmekte bayağı zorlandım. Şeker yüklemesi yapıldıktan sonra birşeyler içmek-yemek, hatta uyumak yasak. Kan verdiğim yerden çıktık, temiz hava olan bir yere eşimle gittik.

İlk 1 saat zorlayacaktır demişti hemşire hanım. Gerçekten de o kadar şekeri aç karnına alınca önce gözlerim bulanmaya başladı, sonra başım dönmeye. Bir süre sonra da şiddetli bir uyku bastı. Yanımda eşim olmasa uyuyabilirdim! 1 saati doldurunca ikinci kanı vermek üzere gittik. Aynı hemşire diğer koldan kan aldı, ilkinde damara girişini hiç hissetmezken, ikincisinde felaket canım yandı. Meğer şeker, acı eşiğini düşürürmüş! İkinci kanı saat 11.00'da verdik, saat 12.00'ye kadar tekrar bekledik. 2. saat birinciye nazaran daha kolay geçti. Son kanı verirken de, damarım daha az acıdı.

Gebe diyabetinde çıkması gereken sonuç aralıkları şöyleymiş:

Açlık kan şekeri: 60-90 mg/dl arası
Tokluk 1. saat:     140 mg/dl altında
Tokluk 2. saat:     120 mg/dl altında olması gerekirmiş.

Benim sonuçlarım şöyle çıktı:
Açlık kan şekeri: 76 mg/dl 
Tokluk 1. saat:     101 mg/dl 
Tokluk 2. saat:     97 mg/dl 


Çok şükür ki, değerlerim gayet iyiymiş. Bir testi daha sorunsuz atlatmış olduk pambığımla. Ama şeker yüklemesini ben hiç se-ve-me-dim.

23.-24.-25. Haftalarda Ben

İkinci trimesterın son haftasında, hd kalitesinde gördüğüm rüyalar bir hayli arttı. Adeta rüya görmekten uyuyamaz oldum. Hamileyi yoklarlarmış derler :) Bir gece "Açlık Oyunları" gibi bir ormanda hayatta kalma mücadelesi veriyorum, bir başka gece uçurumdan aşağı yuvarlanıyorum. Uyandığımda da korkudan saatlerce uyuyamıyorum. Dua ede ede bir hal oldum. İlk haftalardaki gibi gaz sıkıntılarım patlak vermeye başladı, karnımda sürekli bir sıkışma (çakmakla yaklaşmayın).

23.-24.-25. Haftalarda Pambık

Pambık büyümeye devam ediyor. Büyüdükçe hareketleri daha da farkediliyor. Sese, konuşmaya hareketleriyle cevap veriyor. En son ise çok şaşırdığım birşey oldu. Koltukta otururken, sessiz bir şekilde sadece oğluşu düşündüm, içimden güzel şeyler geçirdim, acaba beni hissediyor mu dedim. Pıt, pıt.. İlk başta tesadüf olabilir diye düşündüm ancak, o günden beri hergün aynı tepkiyi alınca, bebeklerin, anne karnında, annenin hislerini anlayabileceğini farkettim. Gerçekten de onlara seslenmeyi bırakın, düşündüklerinizi bile hissedip tepki verebiliyorlar.

Bu Haftanın Sözü

İkinci 3 ayın sonunda, göbeğim hızlı bir atağa geçti, birden futbol topu kıvamına geldi. Pantolonları çoktan geçtim, artık eteklerin beli olmuyor, bluzlerin önü kapanmıyor. Söyle bana doktor, o güzel elbiselerimi, slim fit gömleklerimi tekrar giyebilecek miyim?




20 Ağustos 2016 Cumartesi

Adını Henüz Koyamadığımız Kuzucuğuma Not




Minik kuzucuğum, bu bloğu hep eğlenceli hatıralar yazmak için hazırladım. Anneciğin bir aslan kadını bebeğim. Kolay kolay duygusallaştığını belli etmez. Bugün ise biraz duygusallaştım sanırım. Sen, bugün itibariyle 23 hafta 6 günlük oldun. Eğer vaktinde gelirsen, doğmana 165 güncük kaldı. Annecik ise bugün 30. yaşına giriyor. Doğum günümüz kutlu olsun!

Yıllar önce merak ederdim, 30 yaş çok uzak gelirdi. Acaba nerede, nasıl, ne şekilde olacağım derdim. Meğer o gün gelecekmiş de, iki canlı, seninle beraber aynı bedende 3'lü yaşlarıma girecekmişim. Ne büyük lütuf...




Tamam tamam geçti duygusallık :)

Pambığım, adını henüz koyamadık. Bir türlü yakıştıramıyorum isimleri. Babacığın Kartal'ım diye seviyor seni. Belki Kartal olabilir adın ama yanına muhakkak bir isim daha istiyorum. Senin geleceğini henüz duymadan önce nasıl rüyalarıma girdiysen, adının da rüyalarıma gireceğine inanıyorum. Babacığın gülüyor bana, ama ben azmettim, görene kadar bekleyeceğim :)

Hee bu arada, yarın öbür gün üstteki satırları okursan, annem beni 30 yaşında doğurmuş demek yok baştan anlaşalım. Ben henüz 29,9 'lardayım, 30 nedir, ne münasebet canım. Yeni yıl girene kadar biraz daha vaktim var, eee sende Aralık başında geleceğine göre, annem 29 yaşında doğurmuş demende sakınca yok :) Doğar doğmaz 1 yaşında olmuyorsun Pambık.

Bu arada dün ofiste kutlama pastamdan yedim. Bugün de babanın aldığı pastadan. Seni biraz şeker komasına sokmuş olabilirim. Tekmelerinden de enerji patlaması yaşadığın belli. Bir de artık bizi duyabildiğin için, Mozart, Beethoven, Bach dinletmelisin diyorlar. Dün gece eğlenmek için gittiğimiz Club'da hiphop, R&B gecesi vardı. Üç yüz beş yüz  koptuk.  Rahatsız olmadın di mi? Her zaman olmuyor canım, idare et bugünlük :)

Nice yıllarımız olsun Pambığım...


20 Ağustos 2016 / Girne

18 Ağustos 2016 Perşembe

18.- 22. Haftalar - Detaylı Ultrason

Bu haftalar çok hızlı ilerliyor, yetişmekte zorlanıyorum. Son haftalar ise çok yavaş geçecek diyorlar, bakalım bende ne olacak? Hamileliğin haftası haftasına uymuyormuş. Artık hareketlerimin biraz daha ağırlaştığını hissediyorum. Ara ara gelen enerji patlamaları dışında, işten eve geldiğimde hiçbir şey yapasım olmuyor. Çok şükür baba adayımız yardımlarını esirgemiyor benden. Aileden uzakta, yardım edecek kimse olmadığında, eşlerin birbirlerini anlayıp yardımcı olması çok büyük nimetmiş.

Artık kendimize bir rutin oluşturduk. Haftanın en az 5 günü, akşam yemeklerinden sonra en az 3 km yürüyüş yapıyoruz. Haftanın en az 2 günü de yüzüyoruz. Doktor bol bol yüz ve yürüyüş yap, şimdiden alışırsan, son haftalarda çok rahat edersin dedi. Umarım bu rutini mümkün olduğunca devam ettirebiliriz.

Çok yorgun olduğum  iki gün, üst üste, sabah ayağıma giren kramplarla uyandım. Hamilelikte olması olağanmış, doktorum eğer sıklığı artarsa, magnezyum takviyesi yaparız dedi. O günden beridir bir daha olmadı. Ama ya yüzerken  kramp girerse diye denizde sosisimle yüzüyorum :)

Sosis
12 Temmuz 2016 günü doktorumuzda kontrolüm vardı. Oğluş gayet iyi, büyüyor kuzucuk. Doktor 3 hafta sonraya detaylı ultrason taraması için randevu verdi. 2 Ağustos 2016 günü 22. haftamdayken, detaylı ultrason için hastaneye gittik. Detaylı ultrasonu Radyoloji Uzmanı/Perinatolog yapıyor. Böylelikle kendi doktorum dışında başka bir uzman daha bebeğin tüm gelişimini, organlarını incelemiş, değerlendirmiş oluyor. Radyoloji bölümündeki özel ultrason odasına girdik, Uzman Doçent doktorumuz geldi. Şansımızdan mıdır, enerjimizden midir bilmem, her doktor randevumuzun geçtiği gibi, bu da gırgır şamata eşliğinde geçti. Pambığımızda çok akıllı, her pozisyonda uğraştırmadan bol bol poz verince, 15-20 dakika içinde ultrasonumuz sona erdi. Detaylı Ultrasonda bebeğin, kalbine, ciğerlerine, damarlarına, beynine, yarık dudak olup olmadığına vb. herşeyine bakılıyor. Bütününü incelemekten ziyade ayrıntılı olarak tüm organları değerlendiriliyor, içinde bulunduğu suyun yeterli olup olmadığına bakılıyor.

Kuzucuğumun çok şükür ki, herhangi bir riskli durumu yokmuş, herşey yolundaymış. Ve tam tamına 380 gram olmuş :) Kilosu da haftasıyla oldukça uyumluymuş. Detaylı ultrasondan aldığımız raporu, doktorumuza gösterdik, o da herşeyin yolunda olduğuna kanaat getirdi. Yüzme ve yürüyüşe devam etmemi istedi. Kilom +5 olmuş. Hamile olmadan öncekine göre daha dengeli ve porsiyonları daha ufak yememe rağmen, nasıl oluyor da kilo alıyorum anlamıyorum :) Neyse ki, 22. hafta için 5 kilo normalmiş.

Göbek değil bebek, bebek :)
18.-22. Haftalarda Ben

Bu aralar elim ayağım tutmuyor sanki, sakarlığım üstümde. Elime aldığım birşeyi nasıl oluyor da düşürüyorum ben de anlamıyorum. İş yerinde iki kez ayran düşürdüm, her taraf ayran oldu, artık korkuyorlar ben  ayran içerken :) Karnım futbol topu gibi gergin. 2-3 gün üst üste göbek deliğimin çevresinde gerilmeyle birlikte ağrım oldu, sonra geçti. Meğer göbeğin büyümesinden dolayı böyle şeylerle karşılaşabilirmişim.

18.- 22. Haftalarda Pambık

Pambık büyümeye devam ediyor. Boş alanı buldu tabi, sağdan soldan frikikler, kaleye gol atışlar :) Hareketlenmelerinin bir düzen içerisinde olduğunu farkettim. Sabah ben işe  giderken, 7.00 civarı kahvaltı öncesi, birkaç ben buradayım, günaydın anniş hareketi, 10.30-11.00 gibi hani benim kuru yemişim-meyvem, ara öğünüm atışları, akşam da yemek öncesi saat 18.30 gibi acıktım huuu sesimi duyan var mı hareketleri :) Her gün aynı saatte aynı hareketlenmeler. Kendi yarım kilocuk ama düzenini oturtmuş bile.

Bu Haftanın Sözü

İlk 3 ay folik asit kullanmıştım. 1 ay herhangi bir ilaç takviyesi vermedi doktorum.4. aydan itibaren ise demir+ b12+folikasit ten oluşan hapı günlük kullanmamı istedi. Son kontrolümüzde ise, bu haftalarda artan D vitamini ve Kalsiyum ihtiyacına bağlı olarak hap verdi. İki günde bir kullanmam yeterliymiş.

3 hafta sonra yani 25. haftada, kontrole aç karnına gideceğim. Şeker testi yapılacakmış. Doktorum, benim ve bebeğin kilosunun normal gitmesinden dolayı, kan testi ile bakacağını, eğer gerekirse şeker yüklemesi yapacağını söyledi. İnşallah şeker yüklemesine gerek kalmadan güzel sonuçlar ile karşılaşırım. Bakalım, zaman ne gösterecek...




9 Ağustos 2016 Salı

Hamilelikte Okuduğum Kitaplar : Anne Adayları ve Hamileler İçin Karatay Diyeti



Anne Adayları ve Hamileler İçin Karatay Diyeti

Hamilelik sırasında herkes gibi ben de bol bol araştırmaya ve okumaya çalışıyorum. Elbetteki birçok şeyi tecrübe ile öğreneceğim ancak, öncesinde alt yapıyı oluşturmakta fayda var. Anne Adayları ve Hamileler İçin Karatay Diyeti kitabını, Kitap Yurdu kampanyasından 9 TL'ye almıştım. 151 sayfalık bu kitap, şimdi ise 14 TL civarında satılıyor. Canan Karatay, bazı kişilerin görüşlerini desteklediği, bazılarının ise şiddetle karşı çıktığı bir profesör. Ben ise Canan Hoca'nın kaynaklarıyla söylediği birçok şeyi mantıklı bulanlardanım. Tam anlamıyla uygulayabilmeyi ise henüz başardığım söylenemez :)

Anne Adayları ve Hamileler İçin Karatay Diyeti

Prof. Dr. Canan Karatay'ın Anne Adayları ve Hamileler İçin Karatay Diyeti kitabını, bebek planladığımız dönem satın almıştım. Zaten, Canan Hoca bu kitabında, hamilelik öncesi, hamilelik sırasında ve lohusalık döneminde beslenme alışkanlıklarımızın ne kadar önemli olduğunu, hangi besinlerin olmazsa olmaz, hangilerinin ise uzak durulması gerekenler olduğunu açıklamış. Ayrıca, sadece annelerin değil, baba adaylarının da yaşam ve beslenme tarzının, zararlı alışkanlıklarının, bebeğin genlerinde ne kadar önem arz ettiğinden de bahsetmiş.

Aslında kitabın adı Karatay Diyeti olmasına rağmen, Canan Karatay bu kitapta bir diyet listesi vermiyor. Sağlıklı beslenmenin, hayatımızın tüm dönemlerinde uygulamamız gereken bir yaşam biçimi olmasından bahsediyor. Bununla birlikte, hamilelik döneminde vücudun oluşan ek ihtiyaçlarına da dikkat çekiyor.

"Hamilelik bir hastalık değil, dünyanın en doğal, en güzel, en umutlu süreci. Fazla kilo almamak, kandaki şeker/insülin değerlerini yükseltmemek, bunun için de düşük glisemik indeksli yiyeceklerle beslenmek gerekiyor."

Kitabın oldukça dikkatimi çeken konu başlıklarından bazıları ise şöyle:


  • Hamilelikten En Az 6 Ay Önce Yaşam Biçiminizi Değiştirin!
  • Sağlıklı Bir Bebek İçin 'Sağlıklı' Hamile Kalın!
  • Gebelik Şekerini Önlemek Kendi Elinizde Bunu Unutmayın!
  • Bu Yiyecekleri Mutfağınızdan Uzaklaştırın!
  • Zeytin yağından Mahrum Kalmayın!
  • Anne Baba Adaylarına Altın Öğütler
  • Hamilelere Altın Öğütler
  • Lohusalara Altın Öğütler



Anne Adayları ve Hamileler İçin Karatay Diyeti

Canan Karatay bu kitabında, oldukça tartışılan şeker yüklemesine neden karşı çıktığını, anne ve bebekte şeker yüklemesinin oluşturacağı sorunların neler olduğunu ve şeker yüklemesi yerine alternatif olarak gebelik şekerinin varlığının nasıl ölçülebileceğini, kaynaklarıyla belirtmiş. Şekerden, undan, hazır paketlenmiş tüm gıdalardan tamamen uzak duran bir kişi değilim maalesef ki. Ama bu kitapla birlikte, hamileliğimde hazır gıdalara, şekere vb. karşı oldukça hassaslaştım ve tüketimini minimuma indirmeye çalıştım. Yumurtanın, D vitaminin, mevsiminde yenen sebze ve meyvenin önemini bir kez daha kavradığımı düşünüyorum. Özellikle kitabı okuduktan sonra, her gün en az 1 yumurta yemeye şartlandırdım kendimi. Şeker yüklemesinde ise, Canan Karatay'ın açıklamalarını benimsiyorum. Eğer doktorum seçimi bana bırakırsa, yaptırmamayı tercih edeceğim. Bununla birlikte hamileliğimin ilk ayından itibaren, kilomu, risklerimi, kan değerlerimi bildiği için, doktorumun ihtiyaç görmesi halinde şeker yüklemesini yaptırmam da kaçınılmaz olacak. Sanırım bekleyip göreceğiz.

Ben bu kitaptan oldukça şey öğrendim. Yalnızca hamilelik döneminde değil, sonrasında da doğru bildiğim yanlışları düzeltmem konusunda yardımlarını göreceğimi düşünüyorum. Ama önemli olan ve belkide en zor olan kitabı okuduktan sonra uygulayabilmek, eski alışkanlıklardan vazgeçebilmek :)


28 Temmuz 2016 Perşembe

15.-16.-17. Haftalar - İlk Hareketler


Zaman ne çabuk geçiyor, günler birbirini koşturuyor adeta. Pambığımızla ilk bayramımızı yapmış olduk. Hamileliğimi öğrendiğimden beri 6 uçak yolculuğu yaptım. Leyleği havada gördü bizim Pambık anlayacağınız :) Zaten babası da lakabını Kartal koydu. Benim minik oğlum hep uçuyor diyor. Ben biliyorum onun neden Kartal diye seslendiğini, yermiyim, cııık :) Aklı sıra yavru kartal yapacak onu, benim oğluşum anlı şanlı Sarı Kanarya 12 numara olacak bir kere :) 

Kıbrıs'ın 40'ın üzerindeki bunaltıcı sıcaklarından sonra İstanbul'da ve Çanakkale'de olmak şahane geldi. Sıcak havalar enerjimi çok düşürüyor ve özellikle işten eve geldiğimde 1 saat dinlenmeden kendime gelemiyorum. Ama hem İstanbul'un hem Çanakkale'nin püfür püfür havası bana yaradı, enerji doldum, adeta oradan oraya bütün gün koşturdum da vücudum tık demedi. Çoğu kez hamile olduğumu bile unuttum, o kadar rahattım yani.

Beni uzun zamandır görmeyenler tarafından, "kilo almışsın biraz ama yakışmış" geyiğine maruz kaldım. Şimdi koca göbeğim olmadığı için hamile olduğumu belli etmememe mi sevineyim yoksa, bütün gün oturmaktan ön taraf yerine arka tarafta oluşan büyümeye mi üzüleyim :) Bazen düşünüyorum benim pambık göbekte değil de arka taraflarda bir yerde mi diye :)

Bir de teknik nedenlerden dolayı (süt yapımına hazırlık) üstteki bazı bölgelerde büyüme devam ediyor. Sanırım o da kilolu görünmeme neden oluyor. Zaten kullandığım bedeni mecburen büyütmüş oldum, sonumuz hayır olsun :)

Çok şanslıyım ki, eşimin ailesinin Çanakkale'de balık restaurantları var. Hal böyle olunca ilk günden bol bol, çeşit çeşit balık yedim. Doktorlar zaten balık yemeyi şiddetle tavsiye ediyorlar, bulmuşken taze balığı ben de değerlendirdim. Akşamına parmak aralarımda batmayla beraber kaşıntı başladı. El parmaklarım da şişti. Parmağımda alyansım da vardı, çıkartamadım, sabaha nasılsa iner diye yattım uyudum. Bu kızarıklık ve şişliğin neden olduğunu eşimle anlayamadık. Hava değişikliğimi başka bir şey mi? Balık desek, her gelişimizde bol bol yiyorum hiç birşey olmuyor.

Ertesi gün uyandığımda yüzük parmağım dışında bütün şişlerim inmişti. Yüzük parmağı daha da şişmiş hafif morarmalar başlamıştı. O an, akşam yüzüğümü çıkarmaya uğraşmadığıma pişman oldum. Uğraştım olmadı, bir yandan canım yanıyor, bir yandan gitti düğün alyansı, kestirmek zorunda kalacağız diye üzülüyorum :) En sonunda sıvı sabun, krem yardımıyla yüzükten kurtuldum. O gün bugündür ellerim şişmemesine rağmen korkumdan yüzük takmıyorum :)

Bu arada babamdan ve amcamdan da bu kaşıntı ve şişliğin nedenini öğrendik. Meğer sardalya, palamut gibi balıklar, 40 yıl önceki mayasılı bile ortaya çıkartabiliyormuş. Kaşıntı gibi yan etkileri olabiliyormuş. Benim çok şükür mayasılım yoktu ama sanıyorum hamilelikteki hormon değişikliklerinden sardalya yemek ağır geldi, vücut tepkisini gösterdi. Ama yerken çok tatlıydı derya kuzuları vallahi :)

Derya kuzusu bunlar


15.-16. ve 17. Haftada Ben

Türkiye ziyareti, ailelerimizle dolu dolu vakit geçirmek bana çok iyi geldi. Adeta dinçleşmiş gibi hissettim kendimi. İnsanın sevenleri ile bebek haberini paylaşması harika bir duygu. Bayramdaki bol hareketlilik ve özlediğim tatlara kavuşmak +1 kilo olarak geri geldi. Artık başlangıç +4 kilomdayım. Doktorum kilo alışımın ne az ne çok olduğunu ama tabi ki son aylarda kilo artışı hızlanacağından dikkat etmemin gerektiğini söyledi. Bulantımın, iştahsızlığımın olmaması çok güzel ama böyle de gidersem iyi olmayacak. Akşam yürüyüşlerine derhal başlanmalı!


15.-16. ve 17. Haftada Pambık

Artık bebişin ilk hareketlerini duyabiliyorum, harika bir duygu. 17. hafta itibariyle, o karnımın altındaki ara sıra olan hareketin, bağırsak hareketleri olmadığına kanaat getirdim. Bazen uçak kalktığı andaki gibi bir boşluk hissediyorum, bazen de baloncuk patlamış gibi. Uçuyor musun, zıplıyor musun yavru kartal?

Bu Haftanın Sözü

Bu aralar enteresan şekilde şu sıkıntın var mı, bulantın, ağrın var mı, halsizliğin, uykusuzluğun var mı, neee? hiç olmadı mı diye soranlara gayet iyiyim, sorunum yok demeye çekiniyorum. Korkuyorum nazar edecekler diye. Çok şükür idare ediyoruz diyorum :)

Hamileliği zorlu geçenlerin Allah yardımcısı olsun. Ama hamilelik hastalık değildir ki hiç güzelliği olmasın da hep şikayeti olsun?



24 Haziran 2016 Cuma

13.-14. Hafta - Pambık Kız Mı, Erkek Mi?

Yok benim pambığım terbiyelidir, yapmaz böyle şeyler :)
Bebek haberini aldıktan sonra, en merak ettiğimiz şey, bebeğin cinsiyeti oluyor. Her ne kadar kız olsun, erkek olsun farketmez, yeter ki sağlıklı olsun desem de, gerek ufak tefek alışverişler yapabilmek için, gerekse, isim düşünebilmek için merak ediyordum. Eskiden insanlar 9 ay boyunca cinsiyeti öğrenmeden bebeklerini kucaklarına alıyorlarmış. Şimdiler de ise, ortalama 16 haftalıkken, bebeğin duruşu da müsaitse, cinsiyet belli olabiliyor. Daha önceki haftalarda fark edince, söyleyip söylememek  doktorun insiyatifinde. Bazı doktorlar, özellikle kız çocuğu olduğunda, erken haftalarda, aileye söylememeyi tercih ediyorlarmış. Çünkü, maalesef ki zihniyeti bozuk insanlar, bebeği aldırmaya çalışıyorlarmış.

Aslında cinsiyet en başından beri belli. Bebeğin gelişimine bağlı olarak biz bu haftalarda görebiliyoruz. Babadan aldığımız kromozom, bebeğimizin cinsiyetini belirliyor. Yani, çoğu bilgisiz kesimin, kız bebek doğurdu diye anneye yüklenmesi kadar saçma bir şey yok. Bu konular geçtiğinde, hep aklıma şu karikatür gelir, gülerim :)


Halk arasında  cinsiyet tahmini ile ilgili birçok inanış var. Hadi bakalım benim bebişin cinsiyeti ne oluyormuş?

14 Haziran 2016 Salı

11. ve 12. Hafta - İkili Test


1. Trimester'ın son yazısından Merhabalar Efendim. Trimesterı benim gibi yeni öğrenenler için, Latincede "üç ay" demekmiş. Tıp, gebeliği 3 aylık dönemlere ayırıyor. 1. Trimester, yani ilk 3 aylık dönemde, bebişlerin organ gelişimi başlıyor ve sonrasında tamamlanıyor, biz anniş adayları da bu süreçte "Ne oldum yahu" oluyoruz. Vücudumuz bu süreç ile tanışıyor ve alışmaya çalışıyor. Benim de bu hafta itibariyle, 12 haftam yani gebelikteki ilk 3 ayım bitmiş oluyor, yehuu, kaldı geriye üçte ikisi.

Bundan sonra daha keyifli, daha az sıkıntılı, bulantısız bir 3 ay geçirecekmişiz. Hadi inşallah. Bu arada ilk 3 ayı, bulantısız, kusmasız, öğürmesiz geçirdiğime göre, oldukça şanslı %30'luk kesime denk geldiğimi söyleyebilirim. Çünkü hamilelerin %70'i bulantı sorunu yaşıyormuş.

Ve mutlu haber. Doktorum ilk 3 ay Pambık minik olduğu için kilo almazsın dese de, iştahım açılır, homini gırtlak yerim ya da metabolizmam tuhaflaştığı için var olan kilomu koruyamam diye korkuyordum. Eee daha önümüzde uzun bir süreç var, ilk aylardan 2-3 kilo alırsak, işimiz zor. Malum bulantım yok, birçok yiyecekten soğusam da, hafif iştahsızlık olsa da, gayet güzel karnımı doyuruyorum. Yalnız hamileliği öğrendiğimizden beri, akşam yemeklerini en geç akşam 7'de yemiş oluyoruz. Sonuç: 12 hafta sonunda Başlangıç kilomdan fark +0 .

Tabi kilom artmadı diye göbek yok sanmayın. Şekil A'da görüleceği üzere, gazım var benim gazım! Sabahları daha normal boyutlarda olan göbüş, akşama doğru şaha kalkıp 5 aylık konumuna geçiyor. Tüpraş tesisleri gibi dolaştığım doğrudur.

Şekil A  :)


27 Mayıs 2016 günü ikili test yaptırmak üzere hastanemize geldik. İkili test için aç karnına olmak gerekmiyor hatta doktorumuz özellikle kahvaltı yapıp gelmemi istedi. Bende güzelce kahvaltımı yaptım, hatta sarelleli ekmeğimi yeyip bol bol da su içtim :) Her zamanki ultrason makinası kullanılarak, karından ense kalınlığı, boy, kol, kafa gibi ölçümler yapıldı. Ense kalınlığı olması gereken değerler içerisindeymiş. Pambık 4,5 cm i geçmiş. Kolu, bacağı kıpır kıpır. Hatta ultrasondayken birkaç kez zıpladı, zıplayan bebek yapmışlar :) Bir maşallahınızı alırım. Sanırım Sarelle işe yaramış. İkili testin tamamlanabilmesi için, kan vermek de gerekiyor. Bir tüp kan verdim. Sonuçlar yüzdelik değerler ile çıkacakmış. Bu değerler bebeğim Down sendromlu olma riskini gösteren değerler. Biz Kıbrıs'ta olduğumuz için, sonuçlar Ankara'daki bir laboratuvara gönderilecekmiş. Dolayısıyla sonuçlarımın gelmesi bir haftayı bulacakmış. (Yaklaşık 10 gün sonra kan sonuçlarım geldi. Çok şükür bebişin riski düşük değer olarak sayılıyormuş.)

Doktorumuz fıldır fıldır hareket eden bebişimiz için cinsiyet tahmininde de bulundu. Ama kesin sonuç, 15 gün sonraki kontrolümüzde belli olacak.

11. ve 12. Haftada Ben

Yemeklere karşı iştahsızlığım devam ediyor ama yine de herşeyden azar azar yiyebiliyorum. Karpuzu usanmadan, bıkmadan yiyorum. Bu hafta ara ara sancı giriyor, saniyelik ama şiddetli. Şöyle bir irkiliyorum ama Allah'tan çok kısa sürüyor. Rahim büyüdüğü için bu tarz ağrılar normalmiş. Mide yanmalarım başladı. Ara ara reflüye benzer yanma oluyor. Göbeğim şişmesine rağmen, hala eski kıyafetlerimi giyebiliyorum. Hamile olduğumu bilmeyenlerden farkeden henüz olmadı.

11. ve 12. Haftada Pambık

Ses tellerin oluşuyormuş, esniyormuşsun, çeneni oynatıyormuşsun. Hatta baş parmağını emiyorrmuş benim pambığım. Bu haftalarda çok hızlı büyüyormuşsun kuzucuk. Uyusun da büyüsün.

Bu Haftanın Sözü

Yapılan testlerin sonucunu beklemek ne kadar endişe vericiymiş. 10 gün boyunca, her ne kadar içimi ferah tutmaya çalışsam da, ya sonuçlar riskli çıkarsa diye içim içimi yedi.


Doktorumuz, ilk üç ay boyunca kullandığım Folik Asiti artık bırakabileceğimi söyledi. Bir sonraki kontrole ve testlere kadar herhangi bir hap kullanmama gerek yokmuş. Sağlıklı beslenebildiğim ve bulantım olmadığı için, vitamin de olsa gereksiz yere hap vermemesine sevindim açıkcası. Doktorumu seviyorum ;)

26 Mayıs 2016 Perşembe

Erken Hamilelik Belirtileri



Henüz ilk hamileliğim olmasına rağmen, gebelik testi yaptırmadan çok önce, erken hamilelik belirtilerini hissetmeye başlamıştım. Bazı kadınlarda hamilelik belirtisi hissedilmezken, bazılarında ise açıkça belli oluyormuş. Sanırım ben ilk andan itibaren, hissedenlerden oldum. Belirtiler adet dönemi öncesi belirtiler ile karıştırılabiliyor denilse de, testte çift çizgiyi görmeden emin olamazsınız denilse de, vücudumdaki farklılıkları fark edememem imkansızdı.

Karın ve Kasıklarda Batma, Sancı : Normalde adet döneminden 2-3 gün önce olan hafif sancı ve ağrılarım, BAT'tan (Beklenen adet tarihi) yaklaşık 10 gün önce ve çok şiddetli oldu. İki gün boyunca kıvrandığımı hatırlıyorum. Hamile olabileceğimden şüphelendiğim için ağrı kesici kullanamadım. Mecburen, bitki çayları, sıcak su torbası ve istirahat ile geçmesini bekledim.

Memelerde Büyüme ve Hassasiyet : Yine BAT'tan 10 gün önce başlayan ve 9. haftalara kadar süren, memelerde hassasiyet oluştu. Dokunulmuyor, birine sarılsam dahi acıyordu. Buna, büyüme de eklendi. Bariz bir şekilde iç çamaşırına sığmamaya başladı. Bunun çaresini de eve gelir gelmez çamaşırı çıkartmakta buldum.

İştahın Açılması : İlk bir ay, henüz hamileliğim resmiyete dökülmemişken, yeyip, yeyip doymama durumum oluştu. Yemek yedikten 15 dakika sonra, sanki hiç yememiş gibi oluyordum, midem kazınıyordu. Engellenemeyen bir açlık... Az az, meyve, kuruyemiş ağırlıklı beslenerek, bol su içerek bu iştah dolu günlerin bastırılmasını sağladım.

Sık İdrara Çıkma :  Ofisimizdeki tuvalet hemen yanı başımızda bulunuyor. Gün içerisinde yarım saatte bir wc ihtiyacım doğuyordu. Varın siz düşünün gerisini. Ağızda kuruluk, hararet ve su içme isteği olduğu için, mecburen su içiyordum. İçtikçe tuvalet yolları taştan :) Baktım başa çıkamıyorum, artık işte wc ye gitmekten yoruldum, ofiste içtiğim suyu azalttım ve ufak yudumlar ile tüketmeye çalıştım. İçmem gereken suyu ise eve gittiğimde, geceye kadar içiyordum. Tabi onda da gece uykularımı bölen tuvalet ihtiyaçları doğuyordu. Ben bu ayarı tutturana kadar 9. haftaya ulaştım. 9. haftadan sonra idrara çıkmalarım azaldı ve böylece bir nebze olsun rahata kavuştum.

Ruhsal Değişiklikler, Stres, Gerginlik : Çok fazla yaşamamakla birlikte, bazı günler yanıma kimse gelmesin, kimse soru sormasın, benimle mümkünse konuşmasın isteğim oluyordu. Evde olan en ufak şeylere bir kaç kez aşırı tepki gösterdim. Ama çok şükür ki, bir elin parmağını geçmeyecek olaylardı bunlar. Stresi ve gerginliği, kafamı hep bir şeylerle meşgul ederek, kitap okuyarak, boyama yaparak, evdeki kuşlarımızla ve çiçeklerimizle ilgilenerek ve sık sık temiz havada yürüyüş yaparak aşabildim.

Kahverengi Lekelenme: BAT'tan 3-4 gün önce adet kanamasına benzemeyen, kahverengi lekelenmeler olmuştu.

Gaz :   İlk 1 ay içerisinde inanılmaz gaz sorunum oldu.  Karnım sürekli bir guruldama halinde, zaten şişti, ama asıl sorun sürekli gazın çıkmak istemeseydi  :) 2. ve 3. ay itibariyle şişkinlik ve gaz sorunu devam ediyor ama en azından hafifledi ve kontrol altına alındı :)

İdrarın Renginde ve Kokusunda Değişme : Yine BAT'a yakın idrar rengi bulanıklaştı, kokusu değişti.

Halsizlik ve Uyku İsteği : İlk günlerde başlayıp, ilk trimesterın sonuna kadar bitmeyen halsizlik ve uyku isteği durumu. Normalde de uykuyu çok seven birisiyimdir ama bu karşı koyulamayan bir şey. Saat akşam 9 da uykuya yenik düşüyordum.

Bu belirtiler, bende gerçekleşen henüz test yaptırmadan önce farkettiğim değişiklikler. Bunun dışında bazı kadınlarda baş dönmesi, mide bulantısı, kokulara karşı hassasiyet, yiyeceklerden tiksinme, sivilce artışı da yaşanıyormuş.

Hamilelik, en başından itibaren oldukça zorlu bir süreç vesselam...